Öyle bir enkazda kalmışım ki
Nelerimi kaybetmedim
Şimdi ruhum bir can
pazarında
Günler geçip gitmiş
bilmemişim
Çok derin bir
uykudaydım
“Uyku yarı ölüm” değil
miydi?
Uyandım mı, uyanmadım
mı?
Kıyamet gürültüsü
kopunca
Ayırmak mümkün müdür?
Ne geceyi, ne de
gündüzü
Dün dünyadaydım,
Bugün neredeyim?
Niye kimse yok
yanımda?
Niye üstüm başım toz
içinde
*
Duvarların yıkılma
sesi gelmişti kulağıma,
Demir kokusu yayıldı
sıkıştığım dehlize
Beton çürükleri
savrulurken
Tavan kopup çökmüştü
üzerime
Enseme oturduğunu
hatırlıyorum kolonun
Bir de dedemin
sözlerini;
”Ölümü yaklaşan insan
yere bakmaya başlar.” derdi
Ah nur yüzlü dedem, ah!
Şimdi bende yere bakıyorum
Sağa sola dönmek
mümkün değil
Göğe bakmak haddine mi?
Yoksa ölümüm yakın mı dede?
*
Evimiz sırtıma mı
bindi anne?
Anne! Anne!
…
Duymuyor musun?
Sahi duymuyor musun
beni?
…
Yoksa ben mi
bağıramıyorum?
Ağzımın içi neden
yapışkan bir sakız gibi?
Dudaklarım neden
çamur, yapış yapış?
Neden hiçbir nesneyi
seçmiyor?
Şu enseme oturmuş
kolon da neyin nesi?
Sağa sola niye
dönemiyorum?
Yıldızlar neden yere
döküldü?
Yıldızlar kayıyor mu?
Hele benim yıldızım da kaydı mı anne?
Her yer karanlık
Dünüm silindi benden
Yoksa ölmek bu mu?
Ah anam, ah!
Sana koşamıyorum
Yüreğimde kan tükendi
Kıpırdamıyor kolum
Hislerim bitti can
tükendi
Can tükendi…
*
02.03.2023
Durmuş Ali ÖZBEK
durmusaliozbek@hotmail.com





















































.jpg)

.gif)
Hiç yorum yok:
Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.