İslam aleminde kadın olmak zor... Aslında sadece İslam ülkelerinde değil, tüm dünyada bu zorluk aşikar. Ancak İslam aleminin büyük bir bölümünde yaşanan bağnaz zihniyet kadın özgürlüğünü daha zor hale getirmiştir.
BM raporuna göre dünyadaki kadınların oranı % 49,7. Ancak kadınların varlığı başarıları, bulundukları konumları yada saygınlıkları ile değil, daha çok uğradıkları şiddet ve yaşadıkları zorluklar ile gündeme geliyor. Erkek-kadın eşitsizliği artık herkes tarafından bilinen ve kabul edilen bir konu. Dünyanın en büyük firmalarının çok küçük bir kısmını kadınlar yönetiyor. Meclislerde ise kadınların oranı erkeklere nazaran çok az. Bu durum İslam aleminde ise daha kötü boyutlarda. Bunun asıl kaynağı ise bağnaz zihniyetin kadına getirdiği hükümlerdir. Bu zihniyetteki kişiler kadınlara ikinci sınıf, hatta insan yerine bile koymayan bir muamelede bulunurlar. Bunu da haşa Allah’ın hükmü gibi gösterirler.
Ancak Kuran’ın hükümlerine ve Hz. Muhammed (sav)’in uygulamalarına baktığımızda kadının ikinci planda değil, tam tersine değerli varlıklar olduğunu görürüz. Allah katında erkek de kadın da eşittir. Resulullah (sav)’in eşi Hz. Hatice’nin o dönemde başarılı bir şekilde ticaretle uğraşması, kadının yönetici konumunda olabileceğine ve bağnaz zihniyetin aksine kadının yarım akıllı olmadığına en güzel örneklerde biridir. Bir tek Hz. Hatice değil, diğer sahabe kadınlar da İslam’ın hayrına olacak bütün işlerde görev almışlardır.
Bağnazlık hangi dinde yaşanırsa yaşansın hep kadına zayıf insan muamelesi yapılmıştır. Kadın hep ikinci planda kalmış, aklı zayıf olarak görüldüğü için idare edilmeye çalışılmıştır. Hatta bu bazen öyle korkunç boyutlara ulaşmıştır ki, kadın hayvanlarla eş değerde görülmüş, ırzına sahip çıkamayacağı düşüncesi ile evlere kapatılmasının en doğru olacağına karar verilmiştir.
Özellikle İslam dünyasındaki bu bakış açısının değişmesi için Müslümanların birbirine destek olmaları, İslam’ın özünde var olmayan bu kadın düşmanlığının temizlemesi için sürekli doğrusunu anlatılmaları gerekmektedir. Gerçek dışı, hurafe anlatımlar İslam’ın özünden uzaklaştırılmadığı sürece alınan hiçbir tedbir çözüm getirmeyecektir.
Kadın, erkeklerin kontrol etmesi gereken bir varlık değildir. Tüm dünyada bu bakış açısının değişmesi hayatidir. Her kadın kendi hayatını düzenleyebilecek, bilgili ve kaliteli olabilecek akla sahiptir. Kadınlar inançları konusunda da sorgulanmamalı ve yönlendirilmeye çalışılmamalıdır. Kadınlar vicdan muhasebesini kendileri yapmalı, giyimleri yada başörtüsü konusunda zorlanmamalıdır.
Zulüm gören bir kadın hangi ülkede yaşarsa yaşasın, haklarını korumak ve özgürlüğünü sağlamak her insanın görevidir. Kadının özgürlüğünün kısıtlandığı, neşesinin engellendiği bir yerde huzurdan ve güvenden söz edilemez. Bu yüzden kadınların Allah’ın yarattığı çok güzel teccelliler olduğu anlaşılmalıdır. Kadınları Allah rızası için sevmek ve haklarına sahip çıkmak gerekmektedir. 
Nilgün Güney
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Savaşların, terörün, anarşinin tüm hızıyla devam ettiği günümüzde insanlığın iki kutba ayrıldığı bir gerçektir. Ancak yüzeysel olarak bakılcak olunursa bu iki kutbun Müslümanlar ile kitap ehl-i arasındaki mücadele olduğu sanılacaktır. Oysa madalyonun diğer yüzü farklıdır. Asıl mücadele inananlar ile İslam’ın nurunu söndürmeye çalışanlar arasındadır. Din ahlakını yeryüzünden silmeye çalışanlar; ya tamamen yaratılışa karşı olanlar yada dini kendi istedeği şekle bürüyüp İslam’ı özünden saptırmak isteyenlerdir. Gerçek kitap ehl-i ve gerçek Müslümanlar asla dinin aleyhine mücadele vermezler. Hepsi de Allah’ın varlığına ve ahirete inanan insanlardır. Bu yüzden samimi inananlar dinin aleyhine mücadele eden insanların karşısında durmak için birlik olmalı, şefkat ve saygı çerçevesinde hareket etmelidirler. Şüphesiz, iman edenler(le) Yahudiler, hıristiyanlar ve Sabiiler(den kim) Allah'a ve ahiret gününe iman eder ve salih amellerde bulunursa, artık onların Allah Katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 62) Tarihte üç büyük dinin mensupları arasında anlaşmazlıkların olduğu bir gerçektir. Ancak bu, samimi dindarlar arasında değil, yine din aleyhtarı çalışmalar yürüten yada kendini dindar olarak tanıtan, gerçekte öyle olmayan insanlar arasında olmuştur. Yoksa üç ilahi dinin özünde de barış, kardeşlik ve huzur adına mücadele vardır. Kuran’da Allah vicdanlı davrandıkları taktirde kitap ehl-i ile iyi geçinmeyi farz kılmıştır. Onlarla aynı sofraya oturabileceği ve kadınları ile evlenilebileceği bir ayette şöyle haber verilmiştir: Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. (Kendilerine) Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır. (Maide Suresi, 5) Günümüzdeki savaşların, terörün ve ahlaki yozlaşmanın temel nedeni inançsız felsefelerdir (Komünizm, Darwinizm, Ateizm gibi) Bu ideolojilerin süslü ve gerçek dışı anlatımlarına kulak veren, inanan insanlar bugün ya imanını kaybetmiş yada kuşkulara düşmüştür. Kısacası bu dinsiz ideolojiler üç büyük dinin özüne zıttır. İşte bu yüzden Müslümanların ve kitap ehl-i’nin karşı yönde fikri mücadele yapması hayatidir. İnananlar arasında sevgiye dayalı bu birlik sağlandığında dünyadaki tüm sorunların çözümü çok kısa zaman alacaktır. Günümüzde fikri mücadele yapılacak diğer bir konu da bağnaz zihniyettir. Bağnazlığın hafife alınması da büyük bir tehlikedir. Bu zihniyetin mensubu olan insanların en belirgin özelliği her fikre, her ırka, her guruba düşman olmalarıdır. Bu yüzden her zaman şefkatsiz ve sevgisizdirler. Bu insanlar kendilerini dindar gösterip, dinde olmayan hükümleri gerçekmiş gibi anlatırlar. Birçok haramlar türetip, din ahlakını zor gibi gösterirler. Bu anlayış bir tek İslam dininde değil, diğer dinlerde de bulunmaktadır. İnsanları gerçek dinin özünden uzaklaştıran bu hastalık, terörü dinin bir hükmü olarak gösterir. Din ahlakının güzelliğini, huzurunu ve sevgisini toplumlara yanlış tanıtıp, insanları dinden soğuturlar. Bu anlamda yine samimi inananlara büyük görevler düşmektedir. Din ahlakını yaşayan Müslümanlar ve kitap ehl-i birlik olup hiç vakit kaybetmeden Allah’ın emrettiği gerçek din ahlakını tüm insanlığa anlatmalıdır. 
Nilgün Günay
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2023 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com