
Edirne, Osmanlı kuruluş
devrinin en mühim şehirlerinden birisidir. Bu önemi itibariyle de Osmanlı rakip
devlet ve beylik mensuplarının uğrak yerlerinden birisi olmuştur. Çalışmamıza
konu olan Karamanoğulları hanedanına mensup şehzade Karaman Bey de Edirne’de
medfun bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmed devri Osmanlı Devleti sınırlarının
beylikler açısından kesinleşmeye başladığı bir dönem olmuştur. Karamanoğulları Beyliği
de Fatih Sultan Mehmed döneminde hukuken Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır. Bu
bağlanma işi çerçevesinde Karamanlılara karşı bazı siyasi ve diplomatik
tedbirlere müracaat edilmiştir. Karamanlı şehzade Karaman Bey de Çirmen
Sancağı’na tımar sahibi olarak gönderilmiş, vefatından sonrada Edirne’ye getirilerek
defnolunmuştur. Bahsini edeceğimiz Bey’in Çirmen ve Edirne arasındaki hayatı
hakkındaki bilgiler bazı problemleri barındırmakta olup bunları çalışmamızda
konu edeceğiz. Çirmen’in Edirne’ye yakınlığı dolayısıyla Osmanlılara iltica
veya tabiiyetini arz eden Anadolu Beyliklerine ait önde gelen şahıslara tevcih edildiği
bilinmektedir. Örnek vermek gerekirse Çirmen, Otlukbeli Savaşı’ndan sonra
Karahisar Kalesi’nin Bey’i Darab Bey’e verilmiş, bir müddet sonra da taht
kavgası içerisinde bulunan Dulkadir Beylerinden Şehsuvar Bey ve kardeşi
Alaüddevle Beyler de bu sancağın idaresinde bulunmuşlardır. (1)
Osmanlı kuruluş devri
fetih veya devlet siyaseti diyebileceğimiz usul yukarı paragrafta zikretmiş
olduğumuz örneklerin tatbikatına yol açmıştır. Bu işlemler hem bir yarı rehin
alma, hem de rakip beylik veya devletin içişlerine müdahalede bulunabilmek için
el altında rakip hanedan mensubu potansiyel veliaht bulundurmadır. Burada çift
taraflı çalışan bir sistem ve gözetilen fayda vardır. Konumuz için söylemek gerekirse
birincisi Karaman gibi dinamik bir coğrafyayı olabildiğince yerel hanedandan
mahrum bırakma, ikinci gözetilen pratik fayda da aynı zamanda Rumeli’de yeni fethedilen
yerleri şenlendirmede yerel hanedanlardan istifade etmektir. Bu sadece yerel
hanedanla sınırlı kalmamış mahalli tımar sahipleri de yeni fethedilen yerlerde
bu usulün muhatapları olmuşlardır.(2)
Karamanlılardan ilk rehin alma işlemine II. Murad
döneminde rastlanılmaktadır.(3)
II. Murad devrinde Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey’in oğlu
Ali Bey Edirne’ye gelmiş ve kendisine Sofya Sancak Beyliği verilmiştir.
Kaynaklarda Padişahın Karamanoğlu’nu kendi kız kardeşiyle evlendirdiği de
kayıtlıdır.(4)
Yine aynı dönemde II. Murad’ın Karamanoğlu İbrahim
Bey’le yapmış olduğu Sevgendname metninde İbrahim Bey “her yıl bir oğlum çerümle mezkur Murad begün hıdmetine vireyim” (5)
diyerek bu rehin verme işlemi resmi bir hüviyet kazanmıştır. Araştırmamıza konu
olan Karaman Beyle aynı zaman diliminde benzer bir hadise daha yaşanmıştır.
Gedik Ahmet Paşa Karamanoğullarına ait olan Alaiyeyi alıp Kılıçarslan Bey’i,
eşini ve çocuklarını Sultan Mehmed’e getirir. Kılıçarslan Bey’e Fatih
tarafından Gümülcine verilir. Daha sonra buradan kaçan Kılıçarslan’ın hanımı ve
oğlu Gümülcine’de vefat edip defnolunurlar.(6)
Bahsetmiş olduğumuz fetih usulü Karamanlıların
dışındaki beylik ve devlet mensublarına da icra edilmiştir. Mevzunun daha iyi
anlaşılması için birkaç örnek vermek gerekirse; Menteşeoğlu İlyas Bey’in iki
oğlu Edirne’de ikamet ettirilmiş, bunlar daha sonra II. Murad’ın vefatı
esnasında kaçıp Menteşe İli’ne gitmişlerdir. Taceddinoğlu Hasan Bey 1428
yılında Edirne’ye II. Murad’ın yanına gönderilmiş kendisine Rumeli’de bir
sancak verilmiştir.(7)
Yine aynı şekilde Fatih Sultan Mehmed döneminde
Fethedilen Mora’nın despotu Dimitrios ve saray erkânı, Trabzon Rum
İmparatorluğuna ait arhontlar Edirne’ye getirilmişlerdir. (8)
Burada işaret edilmesi
gereken husus fethedilen bazı yerlerin nüfusu İstanbul’a, ileri gelenleri de
Edirne’ye getirilip oradan da Rumeli’ye gönderilmiştir. Bu noktada Edirne bir
uğrak veya aracı şehir konumuna gelmiştir. Çalışmamıza konu olan Karaman Bey de
yukarıdan beri zikretmiş olduğumuz usullere muhatab olmuştur. Fatih Sultan
Mehmed döneminde1471-1472 (h.875-876) yılında Osmanlılara iltica eden Karaman
Bey’e Çirmen Sancağı tevcih edilmiştir. Esasen onu ilginç kılan bu tevcihten ziyade
öldükten sonra Edirne’ye getirilip I. Murad devrinde yaptırılan Dârü’l-Hadis
Camii haziresine defnedilmiş olmasıdır. Zikrolunan defin ve tevcih kendi
içerisinde bir takım problemleri de barındırmaktadır. Devrin kaynağı ve konuyla
ilgili en ayrıntılı ve net bilgileri veren Neşri’ye göre, İshak Paşa Karaman
diyarına girmiş, Rum devletsizi (İshak Paşa) türlü bedbahtlıklar etmiş, Pir
Ahmed mukabele edemeyip Uzun Hasan’ın yanına gitmiştir. Karaman nam kardeşi de hünkâra
gelmiş (Fatih Sultan Mehmed) o da Karaman Bey’e Çirmen Sancağı’nı vermiştir.
Neşri’ye göre, Karaman Bey
anda müteveffa olup, mevti Edirne’ye götürülüp Dârü’l-Hadis’e defnedilmiştir.
Neşri bütün bunları 1471 (h. 875) yılı hadiseleri arasında zikreder. (9)
Osmanlı kaynakları
Çirmen’e gönderilip ve daha sonra da Edirne’ye getirilen Karaman Bey’i
ittifakla İbrahim Bey’in oğlu, Pir Ahmed ve Kasım Beylerin de kardeşi
gösterirler. Biraz önce zikretmiş olduğumuz
Neşri onun
babasının İbrahim Bey olduğunu söyleyip yedi oğlundan birisi olarak da Karaman
Bey’i sayar. Devamla “Karamanoğlu
İbrahim Beğin karnından haramzade oğlanlar doğub….bu oğullarının mecmuu Sultan
Mehmed bin Yıldırım kızı Sultan Hatundan idi amma İshak cariyeden idi ve
cümlesinden İshak büyüğüydü ve İbrahim Beğ’in dahi hali hayatında hürmeti İshak
Beğ’e idi” der. (10)
Neşri’nin
gerekçelendirdiği duruma binaen İbrahim Bey tahtını İshak’a bırakır. Bu teslim
Karaman hanedanını huzursuzluğa sevk edip kardeş kavgasına sebep olacaktır.
Kardeşler mücadelesinde Karaman Bey hiç gözükmez. Ayrıca bizi ilgilendirmesi
bakımından belirtelim ki Müellifimiz Neşri’nin vermiş olduğu malumatlara göre
Karaman Bey, Osmanlı hanedanından olan anneden dünyaya gelmiştir. (11)
Sonraki dönem Safevi
kaynaklarından Hasan-ı Rumlu eserinde KaramanBey’i ismen zikretmese de konumuzu
ilgilendiren hadiseleri anlatırken “…(Gedik
Ahmet Paşa) dinin sultanına soy olarak yakınlığı bulunan Karaman’ın (hanedan)
çoluk çocuğunun namusunu ve şerefini koruma konusuna riayet edeceğiz.” dedikten
sonra devamla “Gedik Ahmet Paşa bazıları
Sultanın akrabaları olan Karaman’ın kadınlarını ve hane halkını koruyup onları
izzet ve ikram ile Sultanın yanına gönderdi.” diyerek Karamanlılar ve
Osmanlılar arasındaki akrabalığı vurgulayıp bu akrabaların Fatih Sultan
Mehmed’e gönderilmesinden bahsetmektedir.
Metinde ismi geçmese de
takdim tehirle Karaman Bey’in Gedik Ahmet Paşa tarafından Fatih Sultan Mehmed’e
gönderilen akrabalar arasında olduğunu çıkartabiliriz. Eserde hadisenin tarihi
olarak 1473 yılı (h. 878) verilmektedir. (12)
Devrin kaynaklarından Oruç
Bey ve Ruhi Osmanlılarla Karamanoğulları arasında cereyan eden hadiseyi anlatıp
Karaman Bey’den hiç bahsetmezler. (13)
Sonraki dönem Osmanlı
müelliflerinden Hoca Saadeddin Efendi, İbn Kemalve Müneccimbaşı da konuyla
ilgili Neşri’den nakillerde bulunurlar. (14)
Edirne şehir tarihi
hakkında eser kaleme alan araştırmacılar da Karaman Bey’le alakalı bazı
bilgiler vermektedirler. Turhan Dağlıoğlu Karaman Bey’i Edirne’nin beşinci
valisi olarak göstermektedir. (15)
Osman Nuri Peremeci ise Karaman
Bey’in Edirne’de vefat ettiğini yazmaktadır. (16)
Bu bilgilerin hepsi herhangi
bir kaynağa atıf yapılmadan verilmiş malumatlardır. Yukarıda dönemin Osmanlı
kaynaklarında verilen bir kısım bilgileri tersyüz eden belge ise bugün
Dârü’l-Hadis Camii’nde kabri bulunan Karaman Bey’in türbe kitabesindeki “el mağfur, el said, el şehid Karaman Beğ
bin Mehmed bin Karaman tarihi senete sitte ve seb’ıne ve semane miete” kaydıdır. (17)
Bu kayda göre Karaman
Bey’in babası Osmanlı kaynaklarının vermiş olduğu gibi İbrahim Bey değil Mehmed
Bey olarak karşımıza çıkmaktadır. O zaman burada ismi geçen Mehmed Bey kimdir?
Bu noktada bazı mütalaalar ileri sürülebilir. Birincisi kitabede ismi geçen
Mehmed Bey İbrahim Bey’in oğlu olmalıdır. Çünkü İbrahim Bey’in imaret
vakfiyesinde kendisinin tasdikinden sonra evlatlarının ismi sayılırken en başta
-Mehmed bin İbrahim bin Karaman ibaresinden- Mehmed isimli bir oğlunun olduğunu
öğrenmekteyiz. Mezkûr vakfiyede onun oğulları arasında İshak, Pir Ahmed ve
Kasım Beylerin isimleri de sıralanmaktadır.(18)
Aşıkpaşazade’deki bir
kayıt bu kanaati destekler mahiyettedir. Müellif eserinde Gedik Ahmed Paşa’nın Karamanlıların
mühim kalelerinden olan Mennan Kalesi’ni alışını anlatırken hisardakiler
arasında İbrahim Bey’in oğullarından olması muhtemel Karamanoğlu Mehmed Bey ve
onun küçük kızından bahseder.(19)
Muhtemelen bu Mehmed Bey
erken devirde ölmüş olmalıdır. Daha sonra ismi kaynaklarda İbrahim Bey’in oğlu
olarak zikredilen Karaman Bey’de bu Mehmed Bey’in oğlu olmalıdır.(15)
İkinci husus daha önce
belirttiğimiz gibi II. Murad döneminde Osmanlılara sığınan Alaeddin Ali Bey’in
oğlu Ali Bey’e Sofya Sancağı verilmiş ve Osmanlı hanedanından evlendirilmiştir.
Osmanlı kronikleri malumatları verirken bu olaylarda bir bilgi karmaşasına mı
düştüler? Yoksa Karaman Beyle Ali Bey’i karıştırdılar mı? Açıkçası bu noktada söylenebilecek
fazla bir şey maalesef bulunmamaktadır. Üçüncüsü, yukarıdaki paragrafla
bağlantılı olarak Karamanoğlu Alaeddin Ali Bey’in katlinden sonra (1397-1398)
mücadeleye başlayan oğulları Ali ve Mehmed Beylerin kavgasında Mehmed Bey’in
iki oğlu Osmanlılara sığınmış, II. Murad da onları kız kardeşleriyle
evlendirmiştir.(20)
Bu oğullardan birisi,
Osmanlı siyaseti usulünce Çirmen’e gönderildi ve orada sülalesi devam etti.
Zikredilen bu Karaman Bey’in onlardan birisi olup olmadığı muammadır. Karaman
Bey’le alakalı mühim bir meselede onun özellikle niye Edirne’ye defnedildiği
sorusudur. Bu sual biraz önce zikretmiş olduğumuz yakın döneme ait yazarları
Karaman Bey’in Edirne’de öldüğüne dair bir kanaate sevk etmiştir. Burada tekrar
edelim ki elimizde onun Edirne’de ölmüş olduğunu belirten herhangi bir tarihi
kaynak bulunmamaktadır. Ayrıca zikretmemiz gereken mühim bir husus da Fatih
Sultan Mehmed’in eşi Dulkadirli Sitti Hatun dışında, Karaman Bey gibi beylikler
dünyasına mensub Edirne’de medfun başka kimse bulunmamasıdır. Edirne’nin bir
özelliği de kuruluş devri Osmanlı hanedan türbelerinin bulunduğu bir şehir
olmasıdır. Burada ayrıca şehzade türbeleri de mevcuttur. (21)
Karaman Bey de kanaatimizce
yukarıda belirtildiği gibi Osmanlı hanedanından olan anneden dünyaya gelmesi
hasebiyle Edirne’ye defnolunmuştur. Yine zikretmiş olduğumuz Sitti Hatun’un
dışında beylikler dünyasından sadece Karaman Bey’in burada defnolunmuş olması
bu hususla alakalı başlı başına bir karine oluşturmaktadır. Karaman Bey’in
mezar kitabesinde yer alan “el şehid” ifadesi
onun savaşta ölüp ölmediği sorusunu davet etmektedir. Ancak bu hususla ilgili elimizde
herhangi bir malumat yoktur. Mezar kitabesindeki “el şehid” ibaresinin savaşta veya herhangi bir mücadelede hayatını
kaybetmeyenler için kullanıldığı da zaman zaman karşımıza çıkmaktadır.
Yrd. Doç. Yahya BAŞKAN
Dipnot:
*Yrd.Doç.Dr.,
İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, MALATYA.
(1) Tayyip
Gökbilgin, Edirne ve Paşa Livası, Üçler
Basımevi, İstanbul 1952, s.13; İlk devir Çirmen sancakbeyleri ile ilgili olarak
bkz. Yaşar Uğurlu, 16. Yy. Sonunda Merkez Taşra İlişkilerinde Çirmen Örneği,
(basılmamış yüksek lisans tezi), Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Bolu 2008, s. 20.
(2)
Halil İnalcık, “Osmanlı Fetih Yöntemleri”, Cogito-Osmanlılar Özel Sayısı, Yapı
KrediYayınları, Sayı 19, Yaz 1999, s. 125-126, İstanbul 1999; Feridun Emecen,
“OsmanlılarınBatı Anadolu Türkmen Beylikleri Fetih Siyaseti Saruhan Beyliği
Örneği”, İlk Osmanlılar, Kitabevi
Yayınları, İstanbul 2003, s. 116-120; Hasan Basri Karadeniz, “OsmanlıDevleti’nin
Beylikleri İlhak Siyaseti ve Dulkadiroğlu Beyliğinin İlhakı”, Türkler IX,
YeniTürkiye Yayınları, Ankara 2002, s. 486-494.
(3) Aşıkpaşazade,
Tevarih-i Al-i Osman, (nşr. N. Atsız), Türkiye Yayınevi, İstanbul 1965, s.168;
Neşri, Kitab-ı Cihannüma II , (nşr. F.R.Unat-M. A. Köymen), Türk Tarih
KurumuYayınları, Ankara 1995, s. 593.
(4) Muhyiddin
Cemali, Tevârih-i Âl-i Osman, (haz. H. Adalıoğlu), (basılmamış yüksek
lisanstezi), Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1990, s.
63; Lütfi Paşa, Tevârih-i Âl-i Osman, (nşr. K. Atik), Kültür Bakanlığı
Yayınları, Ankara 2001, s. 103; Anonim Osmanlı Kroniği, (1299-1512), (nşr. N.
Öztürk), Türk Dünyası Araştırmaları VakfıYayınları, İstanbul 2000, s. 71-72;
Hoca Saadeddin Efendi, Tacü’t Tevarih II, (nşr. İ.Parmaksızoğlu), Kültür
Bakanlığı Yayınları, Ankara 1992, s. 156-157.
(5) Kâtib
Yahya bin Mehmed, Menâhîcü’l İnşâ ,
Koyunoğlu Ktp., T. Y. , nr. 13998, vr. 77a.
(6) Behişti
Sinan Çelebi, Tevarih-i Al-i Osman , Süleymaniye Ktp. , Mikrofilm Arşivi, T. Y.
,nr.2764, vr. 184b-185a.
(7) Paul
Wittek, Menteşe Beyliği , (nşr. O. Ş.
Gökyay), TTK. Basımevi, Ankara 1986, s. 100-101.
(8) Dukas,
Bizans Tarihi, (trc. V. Mirmiroğlu),
İstanbul Fetih Derneği Yayınları, İstanbul 1956,s. 210-211;
Yorgios
Sfrancis’in Anıları, (nşr. L. U. Kayapınar), Kitabevi Yayınları, İstanbul2009,
s. 352-354.
(9) Neşri
II , s. 791; Osmanlı kronikleri tarih olarak h. 872-875 aralığını zikrederler.
DevrinMemluk kaynaklarından olan İbn Iyas bu hadiseyi h. 869 senesi olarak
kaydetmiştir. Ahmedibn Iyas, Bedai uz
Zuhur fi Vekaiud Duhur XII, (nşr. M. Mustafa), Kahire 1984, s. 429
(10) Neşri
II, s. 685, 773; Aşıkpaşazade, “Karamanoglı İbrahimün karnı yarıldı
haramzadaoğlanlar doğdı…” diyerek Neşri’nin paralelinde bilgiler verir. Aşıkpaşazade, s. 191.
(11) Osmanlı hanedanından olan hanım sultanın
İbrahim Beyle olan evliliği ve teferruatlımalumat için bkz. Es Seyyid Muhammed
Nurbahş, Câmîu’l Letâif fi Şerhi Ahvâli Seyyid
Alâeddin Ali es Semerkandî bin Yahya eş Şirvânî , Koyunoğlu ktp. T.Y.,
nr. 10092, vr. 13a. Neşri bilindik üslubuyla bunları anlatırken aslında iki
taraf arasındaki mücadelenin halet-iruhiyesini çok iyi vermektedir. Bunun
yanında Neşri’nin ifadelerinin mefhumumuhalifinden Osmanlı hanımından olan
çocukların hukuken Osmanlı hanedanına mensupoldukları ve saltanat mücadelesinde
Osmanlı tarafında kalacakları da çıkmaktadır. Nitekimaşağıda işleyeceğimiz gibi
konumuzu oluşturan Karaman Bey Osmanlılarca el altındatutulacaktır. İlginç bir
akrabalık vurgusu da Şikari Tarihi’nde Fatih Sultan Mehmed’indiliyle yapılır.
Şikari’ye göre Fatih Sultan Mehmed, Kasım Bey’e
“İbrahim
Han banamektub gönderdi. Demişki sizinle akrabalık davamuz vardır” demektedir.
Şikari metnindevamında bir ayrıntı daha vererek Fatih, Kasım Bey’den Şehzade
Mustafa’yı dutup göndermesini taleb eder. Bunun üzerine Mustafa’nın da İshak’a
sığındığını zikreder. BuradaŞikari her ne kadar hadiseleri tutarsız ve karışık
verse de zımnen rehin talebinden bahsetmesi tarihi bir olayın kaynağa aksetmesi
bakımından kendi içerisinde bir orjinalliğide barındırmaktadır. Şikârî, Karamannâme , (nşr. M. Sözen-N. Sakaoğlu),
Karaman ValiliğiYayınları, Karaman 2005, s. 235
(12) Hasan-ı
Rumlu, Ahsenü’t Tevarih, (nşr. M. Öztürk), Türk Tarih Kurumu Yayınları,
Ankara2006, s. 522-523.
(13)Oruç
Bey, Tevarih-i Al-i Osman, (nşr. N. Öztürk), Çamlıca Yayınları, İstanbul 2009,
s. 120;Ruhi, Tevarih- Al-i Osman, (nşr. H. E. Cengiz-Y. Yücel), Belgeler XIV/18, Ankara 1992,s.461,462.
(14) Hoca
Saadeddin Efendi, s. 156; İbn Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, VII. Defter,
(nşr.Ş.Turan), TTK. Basımevi, Ankara 1991, s. 304; Müneccimbaşı Ahmed b.
Lûtfullah, Câmîu’d Düvel, İnsan Yayınları, (nşr. A. Ağırakça), İstanbul 1995,
s. 276
(15) H. T.
Dağlıoğlu,“Edirne Mezarları”, Türk Tarih Arkeologya ve Etnoğrafya Dergisi III,İstanbul
1936, s. 190
(16) Osman
Nuri Peremeci, Edirne Tarihi, Edirne ve Yöresi Eski Eserler Sevenler
Kurumu,İstanbul 1939, s. 143.
(17) Bu
konuya dikkatleri ilk çeken, Karamanoğulları tarihi araştırmaları ile tanınan
merhumDurmuş Ali Gülcan’dır. Kitabe kaydı için bkz. Ali Gülcan, Karamanlı Hekim
Beşir Çelebi’nin Edirne Tarihçesi ve Çirmen Sancakbeği Karaman Beğ, Doğuş
Matbaası,Karaman (tarihsiz), s. 30; Mezar, 1905 tarihinde Rıfat Osman
tarafından tamir ettirilmiştir.Bilgi için bkz. H. T. Dağlıoğlu, a.g.m., s.
190-191; Ahmet Usal, Edine Türbe ve Mezarları,Edirne 2006, s. 6.
(18) İbrahim
Bey’in Vakfiyesi’nin teferruatı için bkz. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, “Karamanoğulları
Devri Vesikalarından İbrahim Bey’in Karaman İmareti Vakfiyesi”, Belleten I, 1937, Ankara, s. 57, 92-107; Ali
Gülcan, a.g.e, s. 34.
(19) Aşıkpaşazade , s. 220; Şikari tarihinde
hadiseler bilindik karışık uslubuyla anlatılırken Pir Ahmedle birlikte kardeş
olarak Mehmed Bey’in ismi de zikrolunmaktadır. Bkz. Şikârî,a.g.e, s. 217
20 Bu tarihi
gelişmeler hakkında bkz. Yahya Başkan, Karamanoğullarının Alaeddin Ali Bey Dönemi
(1361-1398), (basılmamış yüksek lisans tezi), İnönü Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Malatya 1999, s. 15-18.
21 Edirne
türbeleriyle alakalı gnş. bilgi için bkz. Rıfkı Melül Meriç, Edirne’nin Tarihi ve Mimari Eserleri Hakkında,
Berksoy Matbaası, İstanbul 1963, s. 42-47; Selma Özkan, Edirne Türbeleri,
(basılmamış yüksek lisans tezi), Trakya Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Edirne 1995
KAYNAKÇA
Ahmed
ibn Iyas, Bedai uz Zuhur fi Vekaiud
Duhur XII, (nşr. M. Mustafa), Kahire1984.
Anonim
Osmanlı Kroniği, (1299-1512), (nşr. N. Öztürk), Türk DünyasıAraştırmaları Vakfı
Yayınları, İstanbul 2000.Aşıkpaşazade,
Tevarih-i
Al-i Osman, (nşr. N. Atsız), Türkiye Yayınevi, İstanbul1965.Başkan, Yahya,
Karamanoğullarının
Alaeddin Ali Bey Dönemi (1361-1398), (basılmamış yüksek lisans tezi), İnönü
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Malatya 1999.Behişti Sinan Çelebi,
Tevarih-i
Al-i Osman, Süleymaniye Ktp., Mikrofilm Arşivi, T.Y., nr. 2764.Dağlıoğlu, H.
T.,
“Edirne
Mezarları”, Türk Tarih Arkeologya ve Etnoğrafya Dergisi III, İstanbul
1936.Dukas,
Bizans Tarihi, (trc. V. Mirmiroğlu), İstanbul
Fetih Derneği Yayınları,İstanbul 1956.Emecen, Feridun, “Osmanlıların Batı
Anadolu Türkmen Beylikleri Fetih SiyasetiSaruhan Beyliği Örneği”,
İlk Osmanlılar , Kitabevi Yayınları, İstanbul
2003.Es Seyyid Muhammed Nurbahş, Câmîu’l Letâif fi Şerhi Ahvâli Seyyid Alâeddin
Alies Semerkandî bin Yahya eş Şirvânî, Koyunoğlu ktp. T.Y., nr. 10092.Gökbilgin,
Tayyip,
Edirne ve Paşa Livası, Üçler Basımevi,
İstanbul 1952.Gülcan, Ali,
Karamanlı
Hekim Beşir Çelebi’nin Edirne Tarihçesi ve Çirmen Sancakbeği Karaman Beğ ,
Doğuş Matbaası, Karaman (tarihsiz).Hasan-ı Rumlu, Ahsenü’t Tevarih, (nşr. M.
Öztürk), Türk Tarih Kurumu Yayınları,Ankara 2006.Hoca Saadeddin Efendi,
Tacü’t
Tevarih II, (nşr. İ. Parmaksızoğlu), Kültür BakanlığıYayınları, Ankara 1992.İbn
Kemal, Tevârih-i Âl-i Osman, VII. Defter, (nşr. Ş.Turan), Türk Tarih
KurumuBasımevi, Ankara 1991.İnalcık, Halil, “Osmanlı Fetih Yöntemleri”, Cogito-Osmanlılar
Özel Sayısı, YapıKredi Yayınları, Sayı 19, İstanbul 1999.Karadeniz, Hasan
Basri,
“Osmanlı
Devleti’nin Beylikleri İlhak Siyaseti ve Dulkadiroğlu Beyliğinin İlhakı”, Türkler
IX , Yeni Türkiye Yayınları, Ankara2002, s. 486-494.Kâtib Yahya bin Mehmed, Menâhîcü’l İnşâ, Koyunoğlu Ktp., T. Y. , nr.
13998.Lütfi Paşa, Tevârih-i Âl-i Osman, (nşr. K. Atik), Kültür Bakanlığı
Yayınları, Ankara2001.Meriç, Rıfkı Melül,
Edirne’nin Tarihi ve Mimari Eserleri Hakkında,
BerksoyMatbaası, İstanbul 1963.Muhyiddin Cemali, Tevârih-i Âl-i Osman, (haz. H.
Adalıoğlu), (basılmamış yüksek lisans tezi), Marmara Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, İstanbul 1990
Müneccimbaşı
Ahmed b. Lûtfullah,Câmîu’d Düvel , İnsan Yayınları, (nşr. A.Ağırakça), İstanbul
1995. Neşri,
Kitab-ı Cihannüma II , (nşr. F. R. Unat-M. A.
Köymen), Türk Tarih KurumuYayınları, Ankara 1995.Oruç Bey,
Tevarih-i
Al-i Osman, (nşr. N. Öztürk), Çamlıca Yayınları, İstanbul 2009.Özkan, Selma,
Edirne Türbeleri, (basılmamış yüksek lisans
tezi), TrakyaÜniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Edirne 1995.Peremeci,
Osman Nuri,
Edirne Tarihi, Edirne ve Yöresi Eski Eserler
Sevenler Kurumu, İstanbul 1939.Ruhi,
Tevarih-
Al-i Osman, (nşr. H. E. Cengiz-Y. Yücel), Belgeler XIV/18, Ankara1992.Şikârî,
Karamannâme, (nşr. M. Sözen-N. Sakaoğlu),
Karaman Valiliği Yayınları, Karaman 2005.Uğurlu, Yaşar,
16.
Yy. Sonunda Merkez Taşra İlişkilerinde Çirmen Örneği,(basılmamış yüksek lisans
tezi), Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Bolu
2008.Usal, Ahmet,
Edirne Türbe ve Mezarları, Edirne
2006.Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, “Karamanoğulları Devri Vesikalarından İbrahim
Bey’inKaraman İmareti Vakfiyesi”, Belleten I , Ankara 1937.Wittek, Paul,
Menteşe Beyliği, (nşr. O. Ş. Gökyay), Türk
Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1986.
Yorgios
Sfrancis’in Anıları, (nşr. L. U. Kayapınar), Kitabevi Yayınları, İstanbul2009.
http://www.academia.edu/4100644/Edirnede_Karamanl%C4%B1_Bir_%C5%9Eehzade
Medya Ermenek Yazarları Bu Sayfada Yer Almaktadır.