Sayın Muharrem İnce Bey,

Kişiye özel bir “Davutoğlu Ahmet Hoca” hakkında partisinden ayrıldığında, bir de şimdi sizin hakkınızda yazıyorum. Benim için zor olduğu kadar vicdanlara hitap eden bir yazı olacağını düşünüyorum.

2018 yılında Cumhurbaşkanlığına aday olduğunuzda sizi açıkça oylarımızla, küçük maddi katkılarımızla  desteklemiştik.  Pişman değiliz. Konjoktürel yapı müsait olduğunda yine destekleriz. Kampanyalarını izledim. Kampanyanız esnasında seçilmiş Cumhurbaşkanımız havasında/rolünde, rütbeli bir askerimizin apoletlerini sökeceğim, diyerek demokrasiye ve hukuka  bakış açınızı ortaya koyduğunuzda bir hayli şaşırmıştık. Şimdilerde de öyle bir havada tek yetkiyle beş yıl ülkemizi yönetmeyi hayal ediyorsunuz.  Ülkenin gerçekleri ile kendi gerçeklerinizi örtüştürerek kendinizi sağlama alınız, yok yerden kendinizi yıpratmayın/harcatmayın.  Bizler o muhteşem Maltepe Mitingini heyecanla yaşadık. Sonuçta seçim akşamı yok oldunuz. Onun hiç hesabın veremediniz. 50 bin avukat  YSK’nini önünde olacaktı. Bir de bağışlarla toplanan paraların hesabını vereceğim dediniz, onu da yapamadınız.  İl il gezip oy verenlere teşekkür edeceğim dediniz, onu ya yapamadınız ya da parti yönetimi yaptırmadı.

2018 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Türkiye genelinde % 30 oy aldınız, diğer partiler aday gösterdiğinden dolayı Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aldığı oyu bile alamadınız.  Ama CHP’ nin oyundan fazla oy aldım diye kendinizi aldattınız. Diğer partilerden memnun olmayan insanların % 6 puanlık sapmaları seni yanılgıya düşürttü. “Ben CHP’nin oyundan % 6  fazla oy aldığımdan “ partiden  büyüğüm” havasına girdiniz.

Erdal İnönü de senini gibi fizikçi idi. O CHP’nini tek başına Cumhurbaşkanı seçtiremeyeceği gerçeğini  bildiğinden Demirel’e destek verdi ve iyi de yaptı, Demirel’in rahat ve tarafsız görev yapmasına katkı sundu.

İnanıyorum ki, CHP yöneticileri ile yönetim anlayışınızda farklılıklar var, beklemeli ve parti içinde mücadeleni vermeliydin. Ayrı parti kurdun, Bunu Ecevit de yaptı Başbakan oldu ama, onunu geride kalan dönemde başarıları vardı. Sende böyle bir başarı payı yok, önün sisli ve karanlık.

Sizi çıkmaz bu yolda kim ateşliyor bilemiyorum,  gençlerin annelerinin helal ak sütü gibi kullanacakları ilk oylarını işlevsiz kılmayın ve onları da hayal kırıklığına uğratmayınız.  Kılıçdaroğlu’nu desteklemek suretiyle, kedinize ve size inananlara güç katacağınızı hiç unutmayınız.  Hem siz demediniz mi? Kılıçdaroğlu aday olursa onu desteklerim diye tüm ekranlarda söylemediniz mi?

Henüz yol bitmedi,  2023 seçimlerinde, Cumhurbaşkanlığı adaylığında sizin alacağınız oy en fazla % 5 olur. Fazla olmaz. Bu nedenle Türk milletinin umudunu sakata getirme, kendin de adaylıktan çekilmek suretiyle eski itibarını kazan! Tek başına kalsan bile adın ünün, kalır, Belki de önün açılır, taraftarların çoğalır. Son bir özveride bulununuz ve adaylıktan feragat ediniz. Böyle yapmakla yüceleceksin. Aksi durum, hakkınızda nefret söylemi ile dolu olacağını ve size yazık olacağını düşünüyorum.

Hiçbir partiye mensup değilim, görüşlerinin çoğuna, katılıyorum, Kılıçtaroğlu’nun da, ufak nüanslar hariç sizden farklı düşündüğünü sanmıyorum.

Kendini kandırma, gerçekleri gör, sen bu ülkeye lazımsın, böyle kritik bir anda kendini bile bile harcama. Adaylıktan feragat et, önün açılsın!  Kılıçdaroğlu çok daha büyük bir oy oranı ile  Cumhurbaşkanı seçilsin. Sana da bu yakışır. 6.04.2023 Hasan ŞİMŞEK

Not: Bu seçimin ülkemiz için sözde değil, özde bir beka meselesi bir seçim olacağını düşünen, hiçbir partiye mensup olmayan, özgür bir adamın, Sayın Muharrem İnce’ye harcanmaması adına tavsiye niteliğinde bir yazıdır.


Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.




Kimi bilim adamları arşivlerde, kütüphanelerde, laboratuvarlarda, ören yerlerde çalışıp araştırma yapıp insanlığa hizmet ederken, kimileri de arazide, doğada çalışarak, tabiatın özelliklerini, güzelliklerini, insana şifa veren bitkilerini, duygularını depreştiren çiçeklerini, kendiliğinden doğada yetişen bitkileri, dağlarda tepelerde, vadilerde, sıcak soğuk demeden gezip dolaşarak, keşfedip gören ve bilimsel bir bakış açısı ile yazan ve insanlığın hizmetine sunan bilim adamlarımıza selam olsun.

İşte bunlardan biri Prof. Dr. Fulya ÖZTAŞ- Prof Dr. Haydar ÖZTAŞş çifti. Orta Toroslarda Göksu’nun her iki kolu arasındaki dağları tepeleri aşarak, vadileri bilim adamı gözü ile dolaşarak yörenin endemik bitkilerini bilim dünyasına taşıyan iki değerli bilim insanımız.

Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından yayınlanan ve bana imzalı olarak gele son kitabın adı “

GİZEMLİ Soğanlı Bitkiler- Tıbbi ve Biyolojik Özellikleri” , 436 sayfa olan kitapta, Ters laleler, laleler, müşkürümler, çiğdemler ve safran işlenmiş. Türkçe, Latince ve İngilizce açıklamalar ve dünya üzerinde yetiştiği alanlar da dâhil edilmiş olmakla birilikte ağırlık Orta Toroslar-Karamana ili ve çevresi. Botanikçileri kıskandıracak ölçüde kendileri birere biyolog olan Fulya ve Haydar ÖZTAŞ çiftinin hazırlamış olduğu evrensel bir eser.

Çocukluğu Orta Toroslarda köylerde ve kırlarda geçen ve doğayı gezip dolaşan insanların kitaptaki renk renk, türlü türlü ters laleleri, laleleri, müşkürümleri, çiğdemleri, safranı görünce duygulanmaması- çocukluğuna geri dönmemesi- baharın tazeliğini yaşamaması imkânsız!...

Kitabı okuyunca, içindeki renk renk çiçeklere bakınca,, onlarla birlikte baharda yaylalarda gördüğüm ters laleler,vadilerin güney yamaçlarındaki nergisler, çiğdemler, derelerde buz gibi akan kar suları ile karların eridiği yerlerde dolaşan davar sürülerini ve meleyen kuzu ve oğlakları 65-70 yıl öncelerini bana,anlatılması güç derin duyguları özümleyerek yaşattı.

Değerli Bilim İnsanları Fulya ve Haydar Öztaş kardeşlerim!. Doğa bilmine verdiğiniz kalıcı hizmetten dolayı sizi, yöremizi unutmayan, onun sorunlarını kendine dert edinen bir yazar olarak tebrik eder, başarılarınızın devamın dilerim. 

02.04.2023 Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Birkaç yıldır bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyordum. Çoğu sosyal medya arkadaşlarımızın Ermenek bahse konu olduğunda bir “ kasaba” olarak nitelendirirken, şehre haksızlık edildiğini düşünerek, onun tarihin derinliklerine inen eski bir kent merkezi olduğunu hep hatırladım ve bu konuda düşüncelerimi yazma gereğini duydum.

1924 yılında çıkan Köy Kanunu’na göre nüfusu 20 bine kadar olan yerler köy olarak isimlendirilmiş olsa da, şimdiki idari yapıda “kasaba” diye bir yönetim birimi yoktur. Yalnız nüfusu 20 binden az olan ve belediye teşkilatı olan ilçe merkezlerine köy kanununa göre “kasaba” denir. Bu yasa hâlâ yürürlüktedir. Türk idari yapısında köy, mahalle, ilçe ve il vardır. Yakın bir zamana kadar köyler ile ilçeler arasında bir idari yapı olan bucak (nahiye )merkezi kaldırılmış, günümüzde ise köyler mahalle statüsüne sokulmuştur.

Nüfusu iki binin üzerinde olan yerleşim merkezlerine belde statüsü verilirken ilçe merkezlerinde nüfus şartı aranmamaktadır. O hâlde küçükten büyüğe doğru sıralarken belde, ilçe belediyesi, il belediyeleri ve büyükşehir belediyeleri diye yerel yönetimlerde bir sıralama yapılabilir. Merkezi yönetimde, köy ya da mahalle, ilçe ve il yönetimleri şeklinde bir sıralama mümkün. Böyle bir girişten sonra merkez nüfusunun 11.441 olan Ermenek bir kasaba mı yoksa bir şehir mi sorusuna cevap arayalım. Tarihin derinliklerine indiğimizde Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Beylik dönemi hatta 1960’lı yıllarına kadar kapalı ekonominin bir merkezi olan Ermenek’te, her ne kadar kırsal özelliğini yaşamış olsa da, yazları bağ bahçe işleri ( bağa göç etmiş olmaları- tarıma dayalı ekonomi )ve hane halkına yeterli tarım ve evcil hayvan besleme gibi etkinlikler olsa da, geçen yüzyıllardan süregelen bir kendi kendine yeterli bir dokuma atölyeleri, günümüzdeki   adı ile tekstil, ayakkabıcılık, bakırcılık, terzilik, dericilik (tabakçılık), marangozluk …gibi alanlarda bir iş bölümü olduğu, esnafların belirli yerlerde kümelendikleri bilinir. Geçen yüz yılda Yukarı ve Aşağı çarşı örneklerinde olduğu gibi.

Romalılar Dönemi’nde, on kentini merkezi (Dekapolis) olması, barındırdığı tarihi kalıntılar ve çevresindeki eski kentlerin uygarlık izlerini taşıyor olması Ermenek’in kadim bir kent olduğunun belgesidir.

Tarihi kalesi, ünlü camileri, medreseleri, çeşmeleri, köprüleri, pazar yerleri ticari alanda çevresine 90 km hâkim olması, diğer bir anlatımla merkez odaklı olması onun bir kasaba değil bir şehir olduğunun en belirgin özellikleridir.

Her şeyden önce 1950- 1960 öncesi kapalı ekonominin egemen olduğu yıllarda yiyecek ve giyecekte kendi kendine yeterli olması, ihtiyaç fazlasını çevresindeki ( giyecek, kap kacak gibi alet ve edavatları) kent ve kasabalara göndermesi, kendine özgü bir mimari yapısı olması, kervan yolları ile Alanya, Anamur, Karaman, Konya gibi merkezlerle bağlantılı olması. Buğday, gaz ve tuz gibi ihtiyaç maddelerinin dışında diğer ihtiyaç maddelerinin üretip merkezi olması Ermenek’in bir kent(şehir) olduğunun başlıca göstergeleridir.

Beylikler Dönemi’nde, Karaman Beyliğinin başlangıçta merkezi olması da tarih içinde çekirdek bir merkez/kent olduğuna tanıklık ediyoruz.

Özetlersek, Romalılardan bu yana olan süreçte halkın  ayakkabıcılık, terzilik, bakırcılık, demircilik, dericilik, dokumacılık gibi alanda yoğunlaşmaları ve geçimlerini bu alanda sağlamış olmaları ve bağ bahçe işlerindeki üretimlerle gıda ihtiyaçlarını sağlamış olmaları bir taraftan toprağa bağlı olsalar da

dönemlerindeki tarım dışı üretimleri ve hizmetleri ile geçimlerini sağlamış olmaları bir kentli olmanın belirgin ölçütlerinden sayılır.

Nüfusu az olsa da, geniş caddeleri, piknik alanları, çağlayan suları, tarihi yapıları, cıvıl cıvıl okulları, dinamik nüfusu, müzesi, yemyeşil doğası ve önündeki vadiyi düzleyen şahane baraj gölü ile Ermenek bugün de Türkiye’de adından söz ettiren bir kenttir.

Şurası bir gerçektir ki,   konumunun tarım ve sanayi alanında gelişime müsait olmaması, nüfus yoğunluğunun ve gelir payının düşüklüğü nedeniyle kültür ve sanat alanında gelişmiş olduğu söylenemese de, çok kıt ve zorlukları yenerek büyük kentlerde okuma mücadelesi ve devletin kilit noktalarında rol almış aydın insanları ve iş adamlarının varlığı Ermeneklinin mücadele gücünü ve örgütlü yapılarda başarılı görev almış olmaları, onların kentli olma vasfının diğer bir özelliğidir.  Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle Ermenek’in bir kasaba değil kent, halkının da bir kentli olduğunu düşünüyorum.

Günümüzde Ermenek’in şehir plancılığına uygun olarak doğu ve batı yöne doğru büyümesi, geniş caddeleri, küçük de olsa meydanlarının varlığı, eski Ermenek ile yeni Ermenek’in yan yana, iç içe  yaşıyor olması, ihtişamlı kalesi, tarihi yapıları, kasabadan öte tarihi  şehir olduğunun en belirgin özellikleridir, diyebiliriz. 22.01.2023 Hasan ŞİMŞEK

Not: Bu konuda karşıt yorumlar yapan olursa , düşünce gelişir.

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

İli : KARAMAN

İlçesi : Ermenek

Kaymakam : Hacı Kerim MERAL

Belediye Başkanı: Attila ZORLU

Rakım,ortalama: 1250 m

İle uzaklığı : 156 km

İlçe nüfusu : 27.843

Yüzölçümü :  1645 km

Ermenek,  doğusunda Mersin’in  Mut,  güneyinde Gülnar ve Anamur ilçeleri,  batısında Karaman’ın Sarıveliler, kuzeybatısında Başyayla ilçeleri ile kuzeyinde Karaman merkez köylerinin sınırları ile çevrili 1645 kilometre kare toprağı ve 31 Aralık 2022 kayıtlarına  göre köyleri ile birlikte  27.843 nüfuslu bir ilçedir. Bulunduğu Taşeli Platosu, Türkiye’nin nüfus yönünden en tenha yerlerinden biridir. Yörede kilometre kareye düşen insan sayısı yaklaşık 22 kişi düşerken Ermenek’te  bu sayı 17 kişiye inmektedir. Türkiye ortalaması 102, Karaman il ortalaması ise 28 kişidir.

 Dağlık, ormanlık sarp kayaların bulunduğu bir platoda doğal kayalıklarla çevrili bir kalenin önünde kurulmuş tarihi derinliği olan bir ilçedir.

İlçe topraklarının  tam ortasından Göksu’nun güney kolu olan Ermenek Çayı üzerinde Türkiye’nin 4. Büyük Baraj Gölü olan Ermenek Barajı ve HES’ i vardır.

Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Anadolu Selçukluları, Karaman Beyliği, Osmanlılar ve Cumhuriyet Dönemi’nde süre gelen zengin bir tarihi vardır. Adını, Romalı general  Germancius’tan aldığı rivayet edilir. Germancius’a izafeten  önceleri   Germanikopolis,  Ermenak, bilahare Ermenek olmuştur.

Bizans Dönemi’nde Dağlık Kilikya’nın en önemli merkezidir. Dekapolis’in başkenti Germanikupolis’tiir. Kendisi bir Taşeil çocuğu olan İmparator Zenon ( Elmayurdu/ Büyükkarapınar ) zamanında başkent Dekapolis ve diğer kentler, Titiupolis, Domitopolis, Zenonopolis, Neapolis, Lassasis Eirenupolis Diokaisareia, Daliasndos, Klaudipolis, …  gibi kentler  ve yolları büyük imar görmüştür. ( 1 )

Taşeli Yöresi ( Ermenek- Sarıveliler -Başyayla ), tarih boyunca deniz tarafından gelen korsanlara ve Ova’dan gelen tehlikeler karşı insanların doğal bir sığınak alanı olmuştur.

Yöre insanının karakterine, zamanla zor coğrafi şartlar ve beşeri münasebetler damgasını vurmuş,   denizden ve kuzeyden (ovadan ) gelen düşman saldırılarına karşı kendini koruma güdüsü geliştirerek, buyruk altında yaşamasını sevmeyen, müstakil yaşamaya alışmış, kavgacı, itaatsiz,  idaresi zor olan insan yapısı ortaya çıkmıştır. ( 2) Taşeli Yöresi’nin büyük bir kısmını kapsayan İzavriya ( İsauria )halkı Hristiyanlığın ilk yıllarında da bu yöreyi sığınak olarak kullanmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin büyük hükümdarı  Sultan II. Kılıç Arslan zamanında Çukurova Ermenileri ile savaşılarak Sınırlar Silifke’ye kadar genişletirler ( 1178 ).  II. Kılıç Arslan  zamanında Türkistan’dan gelen yüz binlerce Türk göçmeni Anadolu’ya yerleştirilir..

Oğuzların Afşar boyundan olan Karamanoğulları Anadolu Selçuklu  Sultanı I. Alaeddin Keykubâd tarafından Ermenek ve Çevresi’ne yerleştirildiğinde ( 1228 ) Karaman oymağının başında bulunan Nûre Sûfî  Taşeli Yöresi Hristiyanları ile savaşarak topraklarını genişletti. Ölümünden sonra beyliğin başına Kerimüddin Karaman geçti ( 1256 ). Beylik bu tarihte kuruldu. Karaman Bey’in ölümünden sonra yerine oğlu Şemseddin Mehmet geçti. Her yıl Selçuklulara verdiği vergiyi kesti. Zamanla Selçuklulara ve  Moğollara karşı mücadele etti. Konya’yı ele geçirdi. Gıyaseddin Siyavuşu hükümdar yaptı. Resmi yazışmaların Türkçe olmasını bir fermanla ilan etti ( 13 Mayıs 1277 ). Mehmet Bey’in buyruğu üzerine 1997’den beri her yıl Ermenek Balkusan’da Türk Dil Bayramı etkinlikleri törenle kutlanır.

XII. ve XIII. Yüz yıllarda Moğol baskıları ve Haçlı Seferleri  Taşeli Yönesi’nde yaşayan Hristiyanları ve iç kesimlerde yaşayan Türkleri de olumsuz olarak  etkilemiştir. Yöre halkının yaşam şartlarını güçleştirmiştir.

Anadolu Selçukluların zayıflaması ile Anadolu Türk Birliğini kurmak için mücadele eden Karaman ve Osmanlı Beyliği arasındaki mücadelede Osmanlı Beyliği Fatih Dönemi’nde Rum Ahmet Paşa ve sonra Gedik  Ahmet Paşa tarafından gönderilen kuvvetler karşısında  Karaman Beylerinden  olan Pir Ahmet Mennan  Kalesi’ne sığınmış, orda savaşırken öldüğü  ya da öldürüldüğü sanılmaktadır ( 1472 ). Son Karaman Beyi Kasım Bey’in  1483 yılında ölmesi ile Beylik tamamen Osmanlı egemenliğine girmiştir.

Karaman Beyliği Dönemi’nde Ermenek ve çevresinde, toplumsal ihtiyaçları karşılayan  çok sayıda cami, mescit, medrese, zaviye, hamam,  köprü, çeşme yapılmış,   kurumları yaşatmak  ve süreklilik kazandırmak için çok sayıda vakıflar kurulmuştur.

Ermenek 1530’lu yıllarda Karaman Eyaleti’ne bağlı İÇ-İL ‘in sancak merkezidir. 1864 yılında ülke yönetiminde yeni bir takım düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeye göre taşra yönetim birimleri  vilayet, liva (sancak ), kaza, köy diye birimlere ayrıldı.1871’de köy ile kaza arasına nahiye yeni bir yönetim birimi olarak girdi.  Nahiyelerin statüleri sona erinceye kadar KazancıTepebaşı ve Göktepe Ermenek ilçesinin nahiyeleri olarak işlevini sürdürdü.

1845 yılında İçel Sancak merkezi olmuştur. 1871 yılında sancak merkezi Silifke’ye taşınmış. Ermenek 1910-1915 yıllarında Konya iline bağlanmış, 1915’te tekrar İçel Sancak merkezine, 1919 yılında da ise tekrar Konya iline bağlanmıştır. Ermenek ilçesi, 1989 yılında Karaman il olması ile Karaman’a bağlı bir ilçe hâline gelirken Ermenek’e bağlı Başyayla ve Sarıveliler belediye merkezleri de ilçe statüsüne getirilmiştir

Kurtuluş Savaşı Dönemi’nde 1920’de çıkan isyanlardan bir tanesi de  Bozkır Delibaş isyanıdır. Aslan Mehmet adındaki eşkıyanın Ermenek köylerindeki uzantıları  Ermenek’i basmışlar ve şehir halkına özellikle varlıklı kesime dehşet saçan korkular yaşatmışlardır. Şehrin akıllı yöneticileri şehri basmadan isyancıları bir Nasihat Heyeti göndererek Dindebol (Katranılı) yakınlarında oyalamışlar ve onlarla anlaşma yoluna gitmişlerdir. Bu anlaşma sürecinde Konya telgraf hattı kesildiğinden  Silifke’ye jandarma güçlerine haber verilmiş ve Ermenek kentinde ciddi anlamda çatışma yaşanırken isyancılar tepelenmiş ve başı Ermenek Hükûmet Konağı  önünde Ankara’nın talimatı doğrultusunda idam edilmiştir.

15.09.1934 yılında Belediye Başkanı Hami Koçaş’ın önderliğinde, Ermenek’e HES kurulmuş ve Türkiye’nin Tarsus ve Akşehir’den sonra elektriğe kavuşan üçüncü ilçesi olmuştur.

Geçen yüz yılın başında hayvancılık ve hayvan ürünleri ve el sanatları ve rençperlikle geçimini sağlayan Ermenek halkı, günümüzde,  çok küçük çapta meyvecilik (elma, kiraz, ceviz ) , sebzecilik, ticaret, nakliye, madencilik, çok az sayıda küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı gibi alanlarda faaliyet göstermektedir.

Ermenek’te küçük ölçekte çalışan iki tane özgün helva üretme atelyesi, iki adet zeytinyağı ve bir adet de meyve kurutma fabrikası vardır.

Son yıllarda otelleriyle ve baraj gölü ile de ünlenen Ermenek, turizm bakımından gezilip görülmek istenen yerler arasına girdiği söylenebilir. 

 

Ermenek ilçesinin köyleri, eski adları ile birlikte verilmiştir:

Günümüzde Ermenek ilçesine bağlı  merkez hariç iki belde Güneyyurt ve Kazancı beldeleri ile birlikte (26 ) köyü vardır: Ağaççatı (Çimene), Ardıçkaya (Nadire ), Aşağı Çağlar ( Aşağı İzvit ), Balkusan , Boyalık, Çamlıca (Muğallar ), Çavuş,  Elmayurdu (İznebol ), Esikce, Evsin (İmsi ), Gökçekent ( Akmanastır ), Gökçeseki, Görmeli (Üçbölük ), İkizçınar  (İerenepolis ), Katranlı (Dindebol ), Kayaönü ( Ezvendi ), Olukpınar (Kopukoluk ) , Pamuklu ( Cenne ), Pınarönü (Eresiller ),Sarıvadi,  Tepebaşı (Halimiye ),Yalındal ( Arnava ), Yaylapazarı ( Zeyve ), Yerbağ ( Güzve ), Yeşilköy (Gürmün ) ve Yukarı Çağlar (Yukarı İzvit). Çatalbadem Kazancı’nın bir mahallesi olmuş ve köy sayısı 26’ya inmiştir. 21.01.22023

 

*Şimşek, Hasan , Köyüm Büyükkarapınar,287

** a.g.e.s.286

NOT: Dip not olarak verdiğimi kitabı 2008-2010 yılları arasında yazdım 452 sayfadır. Ermenek’teki bütün kuramlarda ve okullarda vardır. İsmen kaynak olarak kullanmaları için ücretsiz olarak gönderilmiştir.  Ağırlık Büyük Karapınar olmakla birlikte Taşeli coğrafyası,  tarihi ve kültürü de çok geniş olarak yakından uzağa doğru her yönü ile işlenmiştir.

Hasan ŞİMŞEK

Em. Öğretmen, Yayıncı-Yazar

Halkla ilişkiler Uzmanı

 simsek1945@yahoo.com,

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

ANADOLU BİRLİĞİNİ SAĞLAYABİLECEK Mİ?

Bildiğimiz kadarı ile ilk defa Anadolu Birliğini, Türkiye toprakları üzerinde kısmen sağlayan ve uzun müddet yönetime egemen olar kavim HİTİTLER’dir.

HİTİTLER M.Ö. 1800-700) yılları arasında Anadolu’nun büyük bir kısmına egemen olmuşlar. Adalet mefhumu güneşle sembolleştirilmiş, mülkiyet hakkı güvence altına alınmıştı. Hammurabi kanunlarında olduğu gibi kısas ( göze göz, dişe diş) prensibi yoktu. Pek çok suçun cezası tazminat olarak ödenirdi.(1)

Hititlerden sonra, Frigyalılar, Lidyalılar, Urartular, çoğu eş zamanlı Anadolu’da varlığını sürdüren devletlerdir. Bu dönemlerde Anadolu’da özgür düşünce hâkim olduğundan matematik, astronomi ve özellikle felsefenin doğmasını sağlamışlar.

Bilahare Büyük İskender ve Romalılar Anadolu, Ön Asya ve Avrupa’nın yönetim hâkimiyetini sağlamışlardır.

Türklerin Anadolu’ya hâkimiyeti Büyük Selçuklular ile başlar.( 1040-1157) Büyük Selçukluların yönetim alanında zayıflaması ile Anadolu’da Türkiye (Anadolu ) Selçukluları ( 1077-1308) Devleti, Irak ve Horasan’da ,Irak ve Horasan Selçukluları ( 1119-1949 ) Suriye Selçukluları (1069-1118) Devleti kurulur. Bu dönemlerde, Azerbaycan, İran, Kuzey ırak ve Suriye, Filistin Gazze ‘ye kadar olan yerlerde Türk hâkimiyeti vardır, Orta Asya’dan dalga dalga gelen Türk boyları adı geçen bu yerlere yerleştirilmiş ve yıllara göre Anadolu’da ve Ön Asya’da Türk nüfusu yoğunlaşmıştı.

Büyük Selçuklu devletinin zayıflaması ile Türkiye topraklarında kurulan ilk Tür Devleti ( 1080-1178) Sivas’ta Danişmentli Devleti’dır. Erzurum’da Saltuklular ( 1072-1202),Mengücekliler ( 1080-1228) Kemah ve Erzincan’da devlet kurarak Gürcüler ve Rumlarla savaşırlar. Artuklular ( 1102-1409) Kudüs ve Hasankeyf Kolu Diyarbakır’a egemene olup Haçlılar ile savaştılar.

Türkiye Selçukluları Anadolu topraklarında ( 1077-1308), iki büyük felaketle karşılaştılar: Doğudan gelen Moğolların istilası ve Batı’dan gelen ve süreklilik arz eden Haçlı Seferleri Anadolu insanına büyük felaket yaşatmış ve devlet yönetimini zayıflatmıştır. Moğolların Anadolu’da yaptıkları baskı ve zulme karşı çıkan Türkmenler, zaman zaman baş kaldırıyorlardı. Sultan Baybars’ın Anadolu’da olmasın fırsat bilen Karamanoğlu Mehmet Bey, Konya’yı ele geçirerek II. Keykavus’un oğlu Siyavuş’u (Cimri) sultan ilan etti. İşte Mehmet Bey, Selçuklu Sarayında konuşulan Farsça’ya tepki olarak meşhur fermanını “ Bugünden sonra divanda dergahta, meydanda… Türkçe konuşulacaktır, defterler dahi Türkçe yazılacaktır.” bu esnada ( 13 Mayıs 1277) yayınlamak zorunda kaldı. Çünkü halkın konuştuğu Türkçe ile Sarayın konuşup yazdığı dil (Farsça ) arasında fark vardır. Bu milli birliğin bir parçası olan dil birliği için önemli bir adımdı.

Moğollar ( 1196-1227) Anadolu ve Ön Asya’yı işgal ederek buradaki devletlerin hâkimiyetlerine sonlandırmışlar ya da zayıflamalarına neden olmuşlardır.

Anadolu Selçuklu Deevleti’nini zayıflaması ile Anadolu Birliği bozulup beyliklere ayrılmıştı. Şüphesiz bu beyliklerden en büyüğü Karamanoğulları Beyliği, en küçüğü de Bizans sınırında bulunan Osmanlı Beyliği idi. Beylikler arasında uzun süren egemenlik savaşında Osmanlılar ön plana çıktı ve çok uzun savaşlar ve yaşanan felaketler sonucunda Anadolu Biriliğini kurmayı başardı.

Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ile Mondros Ateşkes Antlaşması ( 30 Ekim 1918 ) ve sonrasında 15 Mayıs 1919’da İzmir’i ve daha sonrası işgallerle Haçlılar, Sevr (10 Ağustos 1920)’de Anadolu Birliğini işgallerle bozdular ve güçsüz bir devlet haline getirmeyi denediler.

Birinci Dünya Savaşı sonrası mağlup olan Osmanlı Devleti, M. Kemal’in de içinde bulunduğu Son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde Misak-ı Milli (milli sınırlar ) adı altında toplanmayı kararlaştırdılar. Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuku Cemiyetini kurarak birliğin birleştirilmesi iradesi tüm dünyaya ilan edildi ve Lozan ile 24 Temmuz 1923’te tescillendi.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi ne geçildi, birkaç demokrasi denemesinden sonra 1946 yılında çok partili demokratik hayta geçilmiş oldu.

1950-1960 yıllar arasında çok güzel şeyler yapıldığı hâlde demokrasi ayıbı çok şeyler de yapıldı, Kırşehir ilinin ilçe yapılması, gazetecilerin hapiste süründürülmesi., devleti kuranlardan ve ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün taşlattırılması, karaborsanın hortlaması vd. şeyler. 1960,1971,1980, ihtilallerinden söz etmeyeceğim. Bunlar demokrasi adına ayıp şeyler.

1960 sonrası Demirel Dönemi ve Özal dönemi haricinde Türkiye koalisyonlarla yönetildi ve halk nazarında iyi bir intiba bırakmadı.

Şimdiki AK Parti Yönetimi 2002'den 2023’e kadar bazı dönemler ezici bir çoğunlukla, son dört yıldır da MHP ve BBP desteği ile ülkeyi yönetti. Bir anlamda önceden koalisyon hükumetleri dönemindeki olumsuz yönetim biçiminin daha da kötüsü ekonomi, demokrasi anlamında yönetim şeklimizde yer buldu, Siyasilerin sözlerinin doğruluğu ve yanlışlığı test edilir duruma geldi.

Salt oy kaygısıyla halkı, dil, din,mezhep,hemşehrilik ayırımı ile seçmenleri katı ve keskin çizgilerle ile bölünen seçmenlerin, “ 6’lı Masa” etrafında nasıl toplanacağını görmek çok zor olacaktır. Endişem mevcut yönetimde olduğu gibi “ 6’lı Masa “ içinde de dil, din, mezhep, tarikat gibi kavramları siyasallaştırmak ve tabana yayarak Türk üst kimliğini zayıflatmak olmamalıdır. Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti ve Misakı Milli çerçevesinde milli birliği demokrasi, ekonomi, dış politika alanında güçlendirmek, Cumhuriyetimizin 100. Yılında hak hukuk alanında vatandaşa güven ortamı sağlamak, halk emeğini kötü yönetim nedeniyle dünyaya beyhude vermemek (çok ucuza ürünleri satmamak) için azami dikkat edilmelidir.

Ak Parti Yönetimi “ 6 benzemezin bir araya gelmesi”ni nedenlerini kendi içinde sorgularsa, neden bir araya geldiklerini görecektir.

Anadolu insanı aşure gibidir. Çeşitli ırk, din, mezheplerden oluşmaktadır. Bunları bir arada tutan zincir halkası laikliktir. Laikliğe halel gelmeden Anadolu Birliğini “6’lı Masa”, Mustafa Kemal gibi kurmalı ve Batı Medeniyeti standartlarına ulaştırılması için hedeflenmelidir diye düşünüyorum. 

07.01.2023 Hasan ŞİMŞEK

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

1) Tariih 1, 2586,488, MEB Ders Kitapları, Hürriyet Ofset !stanbul

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Tele 1, 25 Eylül 2022 Pazar günü saat 15.10’da Ermenek ile ilgili bir belgesel yayın yapacağını değerli arkadaşımız Ahmet Esin haberdar etti. Tam vaktinde başlayan yayını izlemeye çalıştım. Öncellikle Ermenek adının nereden geldiğini mevcut verilere göre ve bizim çalışmalarımıza uygun olarak çok güzel anlattı. (bk. www.hasan şimşek .com tr. Ermenek Adı Nereden Geliyor?)

Belediye Başkanı Sayın Atila Zorlu, beklenin ötesinde temiz bir Türkçe ile güzel bir özetleme yaptı. Ermenek’in turizminden bahsederken Ermenek’in tanıtımında üç ana unsur olan Ermenek Baraj Gölü’nden, Balkusan Karamanoğlu Mehmet Bey Külliyesi’nden ve Selçuklu Otel’den pek bahsedilmedi. Hâlbuki bu üç mekân Ermenek turizminin omurgasını teşkil eder. Türkuaz Tesislerinin ve Nadire Kanyonu’nun izleyicileri etkileyici görüntüleri verildiği söylenemez. İnsanları etkileyen görüntülerin, tanıtımla ilgilenen birimlerinin her zaman elinin altında olarak yayıncılara servis etmesi ve geniş ve doğru doküman sunması beklenir.

Sayın Başkan’ın bilgilendirme notunda Kayak Merkezi’nin 1700 rakamında ve nüfusunun köyleriyle birlikte 50 bin civarında olduğunu söylemesini biraz abartılı olarak bulduk.

Sayın Başkan’ın Ermenek’in yetiştirdiği şahıslardan sadece Lütfi Elvan Bey’den bahsetmesi, Sadi Koçaş, Dr. Lütfi Doğan ( Eski Devlet Bakanı) ve Fikret Ünlü’den ve diğerlerinden söz etmemesinin bilgisizlikten kaynaklandığı söylenemez. Rahmetli Dr. Lütfi Doğan ve Fikret Ünlü bakanlarımız Sayın Başkan Atila Zorlu’ nun doğduğu Güneyyurt beldesindedir.

Sayın Başkan’ın “İyi Parti” den seçilmiş olmasının Ermenek’in tanıtımında önemli bir yer alacağını başlangıçta düşünmüş olsam da Sayın Başkan bu konumunu iyi kullanıp İyi Parti Kanalı ile Ermenek’in sesini parti genelinde iyi duyurduğunu ve değerlendire bildiğini sanmıyorum.

Yine hayırsever iş adamlarımızdan olan rahmetli Ahmet Keleşoğlu ve Hasan Kalan gibi değerlerden söz edip onların kültürel ve eğitim hayatına verdiği hizmetlerden bir nebze olsa söz etmeli idi diye düşünüyorum.

Yayında Ermenek Bağ evlerinden söz edildi ama her yönüyle işlevi olan bir bağ evi görüntüsü verilmedi.

Ekonomik hayatın ve yetiştirilen ürünleri bir zincir markete bile cevap verecek kadar olmadığını çok güzel bir dil ile anlatması gerçekten harika idi denilse de kiraz ve elma üretiminin ihracata yönelik bir ürün olduğu da belki söylenebilirdi.

Sonuç olarak Karamanoğlu Mehmet Bey Külliyesi –Dil Bayramı ve Ermenek Baraj Gölü vurgusunun yetersiz olmasına rağmen yine de Ermenek’in tanıtımında katkısı olacak bir yayındır diyebiliriz. Eksikleri de dikkate alınarak gelecek yayınların daha iyi programlanması dileğimizdir. 

27.09.2022

Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 




Ermenek’in, sayısı 26 adet olan köyünün muhtarları bir dilekçe ile “Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığına biri dilekçe vererek Lütfi ELVAN’a “ahde vefa” anlayışından yola çıkarak “Ermenek Gençlik ve  Kayak Merkezi”ne  Lütfi Elvan Bey’in adının verilmesini talep etmişlerdir.

Ermenek Com.tr internet sitesinden öğrendiğimize göre başvuru dilekçesi şöyledir.

‘’Ermenek Köylere Hizmet Götürme Birliği Meclis Başkanlığına

İlçemiz ve köylerimizin gelişmesinde, yaşam standartlarının ve refah seviyelerinin artmasında köylerimizin sorunlarının çözülmesinde gecesini gündüzüne katarak çözüme kavuşturan, ülkemizin gururu ilçemizin yetiştirdiği Kalkınma Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi önemli görevIerde bulunan ilçemizin yetiştirdiği, gururumuz Sayın Bakanımız Lütfi Elvan Bey’in ülkemiz ve memleketimize yapmış olduğu hizmetlerin bir teşekkür nişanesi olarak yapımında büyük katkısı olduğu Gençlik Merkezi ve Kayak Merkezi’ne isminin verilmesini; Gereğinin yapılmasını arz ederiz.’’

Bu dilekçe üzerine, yöre için kafa yoran bir yazar olarak düşüncelerim şöyle:

Sayın Lütfi ELVAN Bey’in Ermenek’e katkısı küçümsenemez. Özellikle doğalgazın getirilmesi ve çevre yollarına yapılan yatırımlar, gelecekte iz bırakan yatırımlar olarak anılacağı açıktır.

Dilekçe metni incelendiğinde hitap edilen makam “Köylere Hizmet Birliği”dir. Sayın Bakan’a adı verilecek tesisler Ermenek’in 26 köyünden birinde değil, merkezdedir. Dolaysı ile  bu dilekçeyi verecek olan kurumların başında Ermenek Belediyesi ve merkez mahalle muhtarla olmalı idi.

Bana göre muhtarlarımız-Ermenek merkezin muhtarları da dahil olmak üzere Lütfi Bey’i Ermenek’e davet ederek  kömür ocakları”nın açılmasına nasıl katkı yapılması konusunu tartışmaları ve çözüm aramaları konusunda faal olarak çalışmaları ve itici güç olarak hareket etmeleri daha yararlı olacaktır. Zira Ermenek ekonomisine katkı yapan Baraj bölgesindeki istimlak gelirleri ve kömür ocaklarının kapanması ile kömürden sağlanan para akışı durmuş ve Ermenek’i yoksullaştırmıştır. Buna son olarak ekonomik hayatın ülke genelinde bozulması da eklenince yörede yaşam şartları iyice zorlaşmıştır.

Esas mesleği maden mühendisi olan Lütfi Elvan’dan beklenen yer altında çalışan işçi haklarını da dikkate alarak ruhsat sahiplerini uzlaştırarak işletmelerin bir an önce devreye alınmasıdır.

Muhtarlarımız ya da onlara imza konusunda ön ayak olup organize edenlerin öncelikli işi “Ermenek Kömür İşletmeleri’nin bir an önce çalışır vaziyete getirilmesi için gayret sarf etmeleri olmalıdır. Sayın ELVAN’a bir iki tesise adının verilmesi onu yüceltmediği gibi yöreye bir şey de sağlamaz. Unutmayınız, defalarca yazdığım ve söylediği hâlde bu ülkede bakanlık yapmış ne Sadi KOÇAŞ’’ın ne de Diyanet İşleri Başkanlığı yapmış olan eski bakan Dr. Lütfi Doğan’ın Ermenek’te bir sokakta, meydanda, caddede ve tesiste adı vardır. Yöremize hizmet eden her devlet adamı gelecekte hakketiği yeri alacaktır. Kananatimce kent merkezlerinde bir tesise ve caddeye ad verme işi belediye meclislerine ait olduğu gibi köylere ayrılan bütçenin de kent merkezindeki tesislere ayrılması bir yetki aşımıdır diye düşünüyorum. Köy muhtarlarının imzaları ile bu yetki aşımı normalleşmiş midir? .  22.09.2022 Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 

Adı üstünde “Ermenek Efsaneleri” , Durmuş Ali Özbek yazmış ve kendi imkânları ile yayınlamış 60 adet efsaneden oluşan bir kitap.

Belli ki uzun müddet bu derlemeyi yapmak için çalışmış. Kolay okunup anlaşılan bir kitap. İlköğretim çocuklarının okuma alışkanlığını kazandırmak ve pekiştirmek için iyi bir başlangıç kitabı.

Efsanelerin geçtiği yer Ermenek ve yöresi olunca, şüphesiz, yer adları da ön plana çıkmış. Belli ki küçükler bu yerleri bilmez ama olayların geçtiği her bir yer adı Ermenek’in bir semti ya da yaylasında bağında bir yerin adıdır.

Çocuklar bu kitabı okuyunca yalnız efsaneleri değil, Ermenek Yöresinin coğrafyasını, kısmen tarihini tanıyıp öğrenecekler. Diğer yandan okuma, anlama, anlatma yeteneğini geliştirip kelime hazinelerinin zenginleşmesine katkı sağlayacaklardır.

Durmuş Ali Özbek “Medya Ermenek” adlı internet sitesini uzun yıllardan beri işleten ve yöre ile ilgili haberleri okuyucular sunan bir eğitimci-yazar arkadaşımızdır. Bu kitaba talep artar desteklenirse, umarım bunun çok daha geliştirilmiş hâli yayınlanarak ülke genelinde yaygınlaşıp aynı zamanda Ermenek’in tanıtılmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum.

Benim okuyuculara önerim. Bu kitaptan üç, beş, on …..,elli ya da yüz tane alarak dilediğiniz yöre okullarına gönderebilirsiniz. Bu vesile ile daha nitelikli ve gözden geçirilmiş ikinci baskıyı yazardan bekleme hakkımız olacaktır.

Kendisini kutlar başarılarının devamını dilerim.

26.05.2022

Hasan ŞİMŞEK

Yazar İletişim:

 D. Ali Özbek, GSM: 05355449767 + Watsapp

 


Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Ünü sınırlarımızı aşan eski Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi profesörü ve dekanı, bilahare Ankara Üniversitesi Rektör Yardımcılığı , YÖK üyeliği ve nihayet TOBB Ticaret Üniversitesinin Kurucu Rektörlüğü gibi her akademisyene nasip olmayan onur verici görevlerde bulunan ve her zaman kendisi ile gurur duyduğumuz hemşehrimiz Prof. Dr. Tahsin Kesici onuruna Üsküp’te uluslararası kongre düzenleniyor.

III. Uluslararası Uygulamalı İstatistik Kongresi (UYİK-2022) bu yıl 22-24 Haziran tarihleri arasında Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te yapılacak.

Üsküp’te bulunan Uluslararası Balkan Üniversitesi ile Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi iştiraki ile düzenlenen III. Uluslar arası uygulamalı İstatistik Kongresi ( UYİK-2022) aynı zamanda bir İstatistikçi olan ve istatistik kitapları bulunan hemşehrimiz Prof. Dr. Tahsin Kesici onuruna düzenleniyor.

12.04.2022 Hasan ŞİMŞEK


Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

www.hasanşimşek.com.tr “ köyüm büyükkarapınar-hasanşimşek’ diye ekrana yansır.Her gün az sayıda meraklı ve araştırma amaçlı birkaç kişi siteyi arar. Arşiv amaçlı bir site. 1970’ten beri aralıklarla yazarım yöre ile ilgili konuları. Arşivlenmediğinden yok olup gitti. Hâlbuki biz gazetecilik eğitimi görürken arşivin önemini vurgulayan bir ders de okumuştuk.

Yazılarımın çoğu, Mustafa Şenol Bey zamanında Yeşil Ermenek’te yayınlandı. Orada arşivleniyordu. Sitenin yok olup gitmesi ile bizim yazılar da buharlaştı. 2001 Baraj yapımı haberleri ile birlikte belgesel değerlerde yazılarım oldu, ama şimdi hiçbiri ortalıkta yok. Bunda bizim bilgisayarı iyi kullanıp arşivleme yeteneğimizin eksik olduğu gerçeği de var. Bu nedenle yazılarımın kaybolmaması adına arşivleme amaçlı 2011 yılında bu siteyi kurdurmaya karar verdim.

Bu sitede, 3,5 sene emek vererek yazdığım, 452 sayfalık- hiçbir ilçeye dahi nasip olmayan- belgesel bir kitap olan Köyüm Büyükkarapınar kitabını köyün gençlerine tanıttım.

Kitapta köye ait ayrıntılı bilgiler olduğu gibi, yörenin tarihi, coğrafyası, sosyolojisi, ekonomisi ile de ilgili geniş bilgiler olsa da ancak bunu okuyanlar bilir. Bu kitabı Taşeli Yöresi okullarına ve köy hane halkına karşılıksız olarak gönderdim. Şayet demirbaşa geçirmişler ise her kaymakamlık, belediye, kütüphane ve ilköğretim okullarında var. 2010 koşullarında o zaman YİBO Müdürü olan Mustafa Doğan sayesinde bahsedilen yerlere dağıtımını sağladık. www.hasanşimşek.com.tr adlı sitede, yalnız Büyükkarapınar ile ilgili bilgiler yok. Ermenek ve çevresinde okul yaptıran hemşehrilerimizin hepsi ve hayatta tanıdığım önemli Ermenekli şahsiyetlerin (Kim Kimdir?) otobiyografileri de var.

Arşiv amaçlı bir site demiştim. Seçme yazılarım ve otobiyografiler, KAYANAK göstermek şartıyla ihtiyacı olanlar bu sitedeki bilgilerden yararlanabilir. Ermenek, Başyayla ve Sarıveliler ile ilgili en derli toplu öz bilgileri bulmanız da mümkün.

Benim de en mutlu olduğum yan, yeni araştırmacıların arayıp kaynak sorması ve yazılarımı kaynak olarak göstermesidir. Bu nedenledir ki, kaynak göstermeden yapılan alıntıların bir intihal (hırsızlık) olduğunu alıntılayanların bilmesi gerekir. Unutmayalım ki, izinsiz, kaynak göstermeden alınan yazılar hem cezai hem de hukuku sonuçlar doğurur. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile eser sahipleri koruma altına alınmıştır. Böyle bir bilgilendirme ve açıklamadan sonra, www.hasanşimşek.com.tr sitemdeki yazılarım arşiv amaçlı ve kaynak göstermek şartıyla herkese açıktır. Değişik zamanlarda da bunu ifade etmiştim. Bu vesile ile araştırmacılara ve yöre ile ilgili meraklı kişilere önemle duyurulur. 21.01.2022 

Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

Ölümünün 7. yılında ( 14.01.2015) rahmetli Ahmet KELEŞOĞLU’nu rahmetle anarken, onun kurduğu vakıf kanalı ile yöremize yaptığı kültür hizmetlerini ve özelliklerini okuyucularımıza kısaca hatırlatmak isterim.

Öncelikle, Ermenek ’in bir çıta yükselmesine ve ülke genelinde tanınmasına Ermenek Selçuklu Otel’in ve hemen biraz yukarısında Seyran Mahallesi’nde yaptırmış olduğu caminin katkısı büyüktür.Her iki yapı da halkımıza maddi ve manevi yönden hizmet eden kalıcı tesislerdir.

Bunların dışında Ermenek Ahmet Keleşoğlu Kültür Merkezi, Müze binası dolaylı olarak TOKİ Camii ve diğerleri,

Başyayla İlçemizde Kültür Merkezi,

Sarıveliler İlçemizde Kültür Merkezi,

Güneyyurt Beldemizde Kültür Merkezi,

Kazancı Beldemizde Belediye Binası ve Kültür Merkezi

Yaptırarak halkın büyük ölçüde ihtiyacı olan toplantı, düğün gibi sosyal etkinliklerin karşılanmasına katkı yapmıştır.

Beldelerimizden şimdi de Göktepe, Ahmet Keleşoğlu Kültür Vakfı’ndan kendi beldelerine ihtiyaç olan bir kültür merkezinin yapılmasını istemektedirler.

Bundan birkaç yıl önce Sarıveliler Yunus Emre Lisesi’nde öğrencilerle sohbet edip onlara burs kaynaklarının neler olabileceğini bilgilendirirken,

Ahmet Keleşoğlu’nu tanıyıp tanımadıklarını sorduğumda hiçbiri tanımadıklarını söylemişlerdi. Şimdi orada Sarıveliler olarak hizmet aldıkları Ahmet Keleşoğlu adını taşıyan bir Kültür Merkezi vardır.

Rahmetli Ahmet Keleşoğlu ve o zamanlar Genel Müdürü olan ve şimdi de Selçuk Ecza Holding Yönetim Kurulu Başkanı olan Sonay Gürgen kurmuş oldukları vakfın dışında ERÇEV’in de kurucu ve mütevelli üyesidirler. Toplam bazda ERÇEV’de 50- 60 öğrenciye burs yardımı yapıyorlar. Ayrıca ERÇEV’in yılda iki defa yapılan Vakıf toplantılarına da ev sahipliği yapıp 50- 80 kişiyi ağırlıyorlar. Ahmet Bey, ERÇEV’e olan ilgisini göstermek için cumartesi ve pazar günleri yapılan bu toplantılara katılır, Vakıf çalışmaları ile yakından ilgilenir ve düşüncelerini beyan ederdi.

ERÇEV’de benim de aktif görev ladığım zamanlarda burs alan öğrenciler alttan bir dersi dahi kalsa bursu kesilirdi. Bunun yanlış olduğunu hiç olmazsa alttan tek bir dersi kalanların bursunun kesilmemesi için çok çaba sarfettiğim hâlde hep reddedilirdi. Soğuk ve karlı bir şubat ayında Yıldız Parkı’nda bir köşkte, yapılan genel kurulda bir olayı yine gündeme taşımıştım O karlı ve soğuk havada genel kurula katılan Ahmet Bey önerimi destekleyince bizimkiler kabul etme nezaketini gösterdiler.Böyle bir anımsamadan sonra Ahmet Bey’i zirveye taşıyan ve orada tutan nedenlere gelelim:

Her daim,

Yaptığı işler güvene dayalıdır.

Güven, denge istikrar onun başarısının anahtarıdır.

Ticari olaylarda iyi hesap kitap yapar. Hesapsız, kitapsız gözü kara bir işe dalmaz.

Karar vermede zorlanmaz ve karalarında çoğunlukla yanılmaz.

Teknolojik yenilikleri yakından takip eder ve şirketlerine uygular.

Çok iyi bir seçicidir.

İyi bir finans yöneticisidir.

Yapacağı bir işi iyi analiz eder ve çabuk senteze ulaşır.

Ekonomik krizlere karşı her zaman hazırlıklıdır. Türkiye’nin bir krizler ülkesi olduğunun her zaman hesabını yapardı.Tekrar onu ölümünün yedinci yılında anar, ruhunun şad, mekânının Cennet olmasını diliyoruz. 15.01.202

Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 


“veto” sözcüğü dilimize Fransızcadan geçme bir kelimedir. Bir yetkinin, bir yasanın, bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkıdır.

“veto hakkı”:Bir olayı ve veya kararı kabul etmeme, reddetme hakkıdır.

Siyasi hayatımızda, TBMM tarafından çıkarılan bir yasanın, bazı noksan ya da başka yasalarla çelişen nedenleri ile bir defa daha TBMM’de görüşülmesi nedeni ile Cumhurbaşkanı tarafından geri gönderilmesine VETO diyoruz.

1924 Anayasası yapılırken, Mustafa Kemal, anayasaya bir madde konularak, bazı kararlar ve kanunlara karşı-herhangi olumsuz ve geri dönülmez bir duruma karşı -kendisine “veto hakkı” verilmesini talep eder. Bunda da biraz ısrarcı olur.

Bu teklife kimler karşı çıkar bilir misiniz?

Ona hiçbir zaman saygıda ve sevgide kusur etmeyen, çevresindeki çalışma arkadaşları, genç hukukçular karşı çıkarlar. TBMM’nin üzerinde hiçbir kuvvet ve gücün olamayacağını savunurlar. M.K. Atatürk’ü bu isteğinden vazgeçirirler. Veto hakkının verilmesine karşı çıkanların başında, sonradan devlette büyük roller üstlenen Mahmut Esat Bozkurt ve Şükrü Saraçoğlu gelir.

Mahmut Esat Bozkurt, her daim Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarından olmuş ve Türkiye’de hukuki temellerin atılmasında katkısı bulunmuş ve bilahare Adalet Bakanlığı yapmış bir şahsiyettir.

Şükrü Saraçoğlu da sonradan Dış İşleri Bakanlığı, Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı yapmış olan değerli devlet adamlarıdır. Her ikisi de İsviçre’de çok iyi eğitim almış ve Milli Mücadeleye katılmak için Avrupa’dan yurda kaçak yollarla girmiş vatanseverlerdir. Hatta İsviçre’den dönerken, Venizelos bunlar “Jön Türkler” göndermeyin diye ihbarda bulunmuş.

Sonuç olarak, Mustafa Kemal’in mesai arkadaşı olarak seçtiği Mahmut Esat, Şükrü Saraçoğlu, Mustafa Necati ve Reşit Galip gibi geleceği görebilen, iyi yorumlayan, genç, yetenekli, bilgili ve cesur yüreği vatan sevgisi ile dolu arkadaşlarını M.K. Atatürk ile birlikte saygı ve rahmetle anıyorum.

Bu vesile ile okuyucularımızın ve hemşehrilerimizin de Yeni Yılda sağlıklı ve mutlu olmasını Allah’tan dilerim. 25 Aralık 2021 

Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.



COVİD-19 salgını nedeni ile bozuk olan ekonomimizin iyice bozulduğu ve insanların pahalılıktan şikâyet ettiği günleri ve ayları yaşıyoruz.

Yöremizdeki ilk ve orta öğretimde okuyan gençlerin iyi kötü ihtiyaçlarını ailelerinin karışladığı biliniyor.

Sıkıntı yükseköğretim yapan öğrencilerin parasal ihtiyaçları ile ilgili. Daralan ekonomi, ailelerinin gelirleri ile giderlerini karşılayamaz bir duruma geldiği net olarak görülüyor.

Yöremiz kökenli ve onların dostu olan ailelerin üniversite öğrencilerine bu amaçla kurulan vakıf ve dernekler aracılığı ile karşılıksız burs verdiği biliniyor. Bir sorumluluk duygusu içinde burs veren bu özverili hemşehrilerimize teşekkür etmek borcumuzdur.

Bu vakıf ve derneklerin başında benim de kurucular arasında bulunduğum İstanbul’daki ERÇEV Vakfı, Ankara’daki Ermenek Derneği, KONER olarak bilinen Konya’daki Ermenekliler Derneği gelir. Bu sivil toplum örgütlerinin ne denli özverili çalıştığını yakından izliyorum ve biliyorum. Örneğin, hafızam beni yanıltmıyorsa, Ermenek Yöresi öğrencilerine ERÇEV 1999-2000 eğitimi-öğretim yılından beri burs vermektedir. Şimdiye kadar burs verip mezun olan öğrenci sayısı elimde kesin rakam olmamakla beraber binleri çoktan aştı. Bunların çoğu mezun olup hayata atıldılar. Maddi durumu iyi olup iyi kazanan ve adı geçen bu vakıf ve derneklerimizden burs alan öğrencilerimize sesleniyorum:

Üniversiteyi kazandığınız yoksul günleri, çaresizliğin eşiğinde olduğunuz o günleri hatırlayınız ve günümüzde üniversiteye yeni giren, burs ihtiyacı olan kardeşlerinize destek veriniz.

Yukarıda adını verdiğim vakıf ve derneklerimize eski bursiyerlerimizden geri dönüş varve memnuniyetle burs veriyorlar, ama bunların sayısı bir elin beş parmağı kadar. Bu sayının yeterli olduğunu söyleme doğru değil. Bu nedenle maddi durumu iyiye doğru giden ve önceden ister burs alsın istersen almasın gençlerimizin burs vermek suretiyle bu kuruluşlarımızı desteklemesi yöre olan sevgi ve saygı bağı kadar aynı zamanda bir de insanlık borcudur.

Sonuç olarak, yukarıda adı geçen vakıf ve derneklerimizin burs kaynağını sağlayan menşei Ermenek kökenli insanlarımızdır. Bunların çoğu ya çok yaşlandılar ya da vefat ettiler. Bu nedenle bunların yerini ilk evvel dolduracak olan bu kuruluşlardan burs alıp maddi durumu iyi olan gençlerimizdir ki bu gün onların çoğu 35 yaşın üzerinde olan insanlarımızdır.

Ermenek gençliğinin eğitimi için çalışan bu kuruluşlara gönül rahatlığı ile burs verip yeni kuşaklara destek olmak her aydının ve iş adamlarının vicdanı borcudur.

Gerek Ermenek merkezde ve köylerinde, gerek Türkiye ve dünya genelindeki tüm hemşehrilerimizin bu konuda biraz cömert olmalarını yöre insanı olarak rica ediyorum. 05.12.2021 

Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Hemşehrimiz Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan Bey, 4 Kasım 2021’de Turkuaz Medya’nın düzenlediği “ Türkiye 2023 Vizyon “ toplantısına konuşmacı olarak katıldı.

Sayın ELVAN, ülkemizin içinde bulunduğu şartları bir hükûmet başkanı sorumluluğu havasında,  değerlendirerek tarımdan enerjiye, dış ticaretten turizme kadar bütün diğer bakanların da çalışma alanı olduğu konulara, omuzundaki ağır yükün etkisiyle değinmeyi bir devlet adamı sorumluluğuyla kamuoyuna açıklamalarda bulundu. Şöyle ki:

 “ Yılın ilk yarısını yüzde 14,3'lük büyüme ile kapattık. Bu büyümenin yaklaşık yüzde 60'ını yurt içi yatırımlar ve net dış talep oluşturdu. Bu sağlıklı bir büyüme, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme demektir. 2021 yılını yüzde 9'un üzerinden bir büyüme ile kapatmayı ön görüyoruz. Muhtemelen çift haneli bir rakamla kapatabileceğimizi düşünüyoruz. Savunma Sanayiinde gösterdiğimiz başarıyı diğer alanlara da yaymanın gayreti içindeyiz. Yılı yüksek büyüme, düşük cari açıkla kapatacağız. Türkiye dalgalı kur rejimi uygulamaktadır. Kurun değeri piyasada belirlenir. Yüksek büyüyen ihracatı artan istihdam oluşturma kapasitesi ivmelenen ekonomimizin arkasındaki motor güç kamu politikaları ve bütçemizdir.

Bütçemizi ekonomiye ve ihtiyaç sahibi sosyal kesimlere destek vermek için 20 yıldır esnek bir yaklaşımla yönetiyoruz.

 Türkiye ekonomisi, kamu maliyesi kaynaklı bir risk yaşamadı ve yaşamayacaktır. Dünyada bütçe açıklarının çift hanelerini gördüğü bir ortamda biz bu yılı yüzde 3,5'un altında bütçe açığıyla kapatacağız.”

 Pandemiden etkilenen kesimleri desteklediklerini, enflasyonla mücadelede kamu maliyesini seferber ettiklerini, buğday ve arpa gibi temel tarım ürünlerine ilave destekler verdiklerini söyleyen ELVAN,

”Pandemide verdiğimiz destek toplam 734 milyar liraya ulaşacak. Enflasyonla mücadelede vergi indirimleri ve fiyat ayarlamalarıyla 25 milyarlık kamu maliyetinden vazgeçtik. Bahsettiğim bu tutara Doğalgaz ve elektrik alanındaki destekler dâhil değildir.

Maruz kaldığımız kuraklık neticesinde hidroelektrik santrallerinin elektrik üretim payı yüzde 30'dan yüzde 19'a düştü. Söz konusu maliyet artışlarını da vatandaşlarımıza en az düzeyde yansıtıp aradaki farkı biz ödüyoruz. Isınma amaçlı yurt dışından 100 birime mal ettiğimiz doğalgazı 4'te 1'i fiyata yani 25 birime vatandaşlarımıza satıyoruz. Elektrik ise üretim maliyeti yüzde 50'nin altında satıyoruz.

Un fabrikalarına, yem fabrikalarına ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımıza 800 ila bin TL arasında destek veriyoruz.

İlgili bakanlıklarımızla güçlü bir iş birliği içinde çalışıyoruz, asgari ücret başta olmak üzere bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğiz." dedi.

Enerji fiyatları ve taşıma maliyetlerinin hızla arttığını, arz-talep dengesizliklerinin küresel enflasyonu beslediğini, pek çok ülkede kamu maliyesi alanında yaşanan bozulma ve artan borç stokunun rekor seviyelere ulaştığını anlatan Elvan, normalleşme sürecinin zaman alacağını düşündüklerini ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak, kararlarını günübirlik gelişmelere göre almadıklarını ve yönlerini tayin etmediklerini belirten Elvan, sözlerini şöyle sürdürdü:


 

Bu sene için öngördüğümüz yüzde 9'luk büyümeyi, milli gelire oran olarak yüzde 2'nin altında bir cari açıkla gerçekleştireceğiz. Yani yılı, geçmiş eğilimlerin aksine yüksek büyüme ve düşük cari açıkla kapatacağız. Uluslararası emtia ve enerji fiyatları aleyhimize işlese de bu başarılı performansta 4 faktör rol oynuyor. Bunlar:.

1.       Yapısal cari açığı azaltıcı yatırımlara öncelik veriyoruz.

2.       Artan dış talebin de etkisiyle güçlü bir ihracat performansı gösteriyoruz.

3.       Altın ithalatına ilişkin aldığımız önlemler, güçlü bir şekilde etkisini ortaya koydu.

4.       Turizmde, 2020'ye kıyasla çok daha iyi bir performansa imza attık."

"Bunları yaparken de mali disiplin şiarımızdan asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Şunu çok net ifade edeyim; Türkiye ekonomisi, kamu maliyesi kaynaklı bir risk yaşamadı, yaşamayacak. Dünyada bütçe açıklarının çift haneleri, borçluluk seviyelerinin ise üçlü haneleri gördüğü bir ortamda biz yine sağlam ve ihtiyatlı kamu maliyesi politikalarımızla ayrıştık. 2021 bütçemizde yüzde 4,3'lük bir bütçe açığı öngörmüştük. Bu yılı yüzde 3,5'in altında bir bütçe açığıyla kapatacağız.

Salgın nedeniyle 2020'den bu yana vatandaşlar için sundukları desteklerin yılsonunda 734 milyar liraya ulaşacağını aktaran Elvan, "Enflasyonla mücadelede vergi indirimleri ve fiyat ayarlamalarıyla 125 milyar liralık kamu gelirinden vazgeçtik, maliye politikası kararlılığını çok net bir biçimde gösterdik. Bahsettiğim bu tutara doğal gaz ve elektrik alanında verdiğimiz destekler dâhil değildir." dedi.

Lütfi Elvan, uluslararası enerji fiyatlarındaki artış ve Türkiye'nin kuraklık nedeniyle hidroelektrik santrallerinden ürettiği elektrikte yaşanan düşüşe işaret ederek, bu maliyet artışlarını vatandaşlara en az düzeyde yansıttıklarını, maliyetin önemli bir bölümünü kendilerinin üstlendiğini söylese de;

SONUÇ OLARAK;

Ülkemizin genel durumu malum. Fiyatlar almış başını gidiyor. Tarım üretimi yeterli değil, çiftçi emeğinin karşılığını alamadığından bıkkın ve bezgin, seneye tarlaya gitmeyecekleri şeklindeki isyankâr tutumlarına şahit oluyoruz.

Enerji fiyatlarında olağanüstünün ötesinde bir artış olduğu gibi ailelerini gelirleri ile giderler arasındaki aleyhteki fark gittikçe açılıyor. Bu da vatandaşı geçim sıkıntısına sokuyor. Sorun da buradan başlıyor.

Muhalif medyayı izliyorum, Sayın Elvan hakkında bakanlık görevi gereği en ufak bir eleştiri yok gibi. Kendileri bu konuşması ile Hazine ve Maliye Bakanı olarak omuzlarındaki olanca yüke ek olarak, tarım, enerji, dış ticaret, turizm, aile ve sosyal politikalar bakanlıklarının da üzerine düşen görevleri üstleniyor görülmesi ve üzerine alması bir başbakan sorumluluğu dâhilinde olan bir konuşmadır. Bir takım arkadaşlığının ötesinde 20 yıllık yıpranmış kadroları savunmak, kendisine ve ülkemize bir kazanç sağlamaz. Denilebilir ki bu 20 yıllık süreçte en az yıpranan,  hatta denilebilir ki üstlendiği görevleri en iyi yapan bir bakan olarak şu ana kadar mevcudiyetini koruyor. Temennimiz bu kritik günlerde Sayın Bakan’ın ve ülkemizin kazasız belasız en kısa zamanda daha güzel günlere ve yıllara kavuşmasıdır. 05.11.2021

Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 


Onunla Ermenek Ortaokulu’na ilk gittiğimde öğrenci olarak tanıştık. Bizim Büyükkarapınar’dan yaya olarak bir saat uzaktaki hem de nahiye merkezimiz olan Halimiye şimdiki adı ile Tepebaşı köyündendi. Zaman zaman nahiye merkezine gittiğimizde kendisi ve diğer Tepebaşılı öğrencilerle buluşur sohbet ederdik.

Yollarımız ayrıldı, ben okula ara verdim o da yatılı olarak Adana Lisesi’ne yatılı öğrenci olarak gitti. Mektupla haberleşirdik. Bu yazıda konu olan ilk gençlik fotoğrafını Adana Lisesi’nde okurken göndermişti.

Sonradan öğrendim ki, ben İstanbul’da yaşam ve öğretimi tamamlama aşamasında, savaşırken/yürürken, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken Hukuk Fakültesi’nin fark derslerini vererek iki diploma almayı hak kazanmış ve stajyer kaymakam olarak göreve başlamış.

Onunla bir daha görüşemedik, duydum ki Rize-Çayeli’nde kaymakamlık görevinde, …yazıştık o zamanın adetleri üzerine tebrikleştik. Sonraki süreçte kendisini Niğde Valisi olarak basından öğrendik. Özal Dönemi’nde vali olmuştu. Memlekette siyasi yasaklılar vardı. Yukarının talimatı ile rahmetli Demirel’i Niğde’de konuşturmak istemedi. Basında bayağı bu konu olay oldu.

Daha sonra kendisini Afyon Valisi olarak gördük. Afyon’da büyük hizmetleri oldu, Azerbaycan’da kaybettiği kızı adına orada üç katlı büyük bir okul da yaptırmış olduğunu sonradan öğrendik.

ERÇEV’in ilk kurulduğu yıllarda Ermenek’in çalışkan ve kafası son derece iyi çalışan Belediye Başkanı Uğur Sözkesen’in teşebbüsü ile Ermenek Hastanesi’nin mermer ihtiyacını karşıladığını duyduk.

Bilahare Tekirdağ Valisi olarak atandığını öğrendik. Kendisini ERÇEV Başkanı Reşit Keskin ve iki kurucu üye olarak Şevket Abitağaoğlu ve ben ziyarete gittik.  Bizi çok iyi karşıladı ve ayrılırken hediyelerle uğurladı.

Rahmetli Ahmet Keleşoğlu’nun desteği ve önerisi ile İstanbul’un en mutena semtlerinden biri olan Nakkaştepe’deki Rakkas Restoran’da yapılacak olan geceye davet ettik. Sürpriz olarak, ilk gençlik yıllarında Adana Lisesi’nde çektirip şahsıma gönderdiği fotoğrafı  albümümden çıkartıp büyülterek kendisine sunmayı Vakıf Yönetimi ile paylaşmıştım. Davetimize lütfedip geceye teşrif ettiler, aşağıdaki fotoğraf o gece anısını yansıtır.

Siyasi iktidarın tercihi ile merkez valisine atandıktan sonra emekliliğini isteyerek görevden ayrılmış ve İzmir’e yerleşmişti. Zaman zaman facebook sayfamdan özel olarak yazışırdık ta ki bir buçuk yıl öncesi sayfamı kapatana kadar.

Bu arada küçük bir ayrıntıyı da yazmak isterim. Siyasi yasaklı döneminde Niğde’ye Demirel’i sokmayan rahmetli Ahmet Özyurt, Demirel Cumhurbaşkanı olunca, Afyon’da Demirel ile çalıştı. Dinar Depremini birlikte yaşadılar. Demirel’in kendisinden çok memnun olduğunu, çok iyi anlaştıklarını, birlikte güzel hizmetler verdiklerini de bir sorum üzerine yanıtlamıştı.

Devlet hizmetini her şeyin üstünde tutan ve yaşam boyu devlete hizmet eden çocukluk arkadaşım Ahmet Özyurt’u rahmetle anar, başta eşi Ayşe Hanımefendi’ye oğlu Mustafa ve kızı Seçil’e başınız sağ olsun der Allah’tan sabır ve metanet dilerim.  17.10.2021

Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


19 Mayıs T. C . Devleti’nin temelinin atıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum günü, Türk Gençliğinin de Spor Bayramı’dır. Hepimize kutlu ve mutlu olsun.

19 Mayısa giden yolunu kısaca bir özetini yaparsak,

Mustafa Kemal, 30 Ekim 1918 tarihinde yapılan Mondros Ateşkes Anlaşması sonrası Suriye Cephesinden döndüğü tarih 14 Kasım 1918’dir.Haydarpaşa’da trenden inip rıhtıma yaklaştığında Dolmabahçe önlerinde 55 tane İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan savaş gemilerini Boğaz’a demir atmış olarak görür ve tepkisini şöyle dile getirir:

Geldikleri gibi giderler!

Ateşkes sonrası Mustafa Kemal’in İstanbul’a gelişi, vatanın kurtuluşu için çareler aramaya başlayışı ve Samsun’a hareket edişi sürecinde İstanbul’da 6 ay 5 gün kalır. Bu süreç içerisinde, Perapalas’ta, Şişli’de kiralamış olduğu evde, Genelkurmay’da, arkadaşları sürekli görüşür ve çareler arar.

İtilaf Devletleri dediğimiz, İngiliz, Fransız, İtalyan ve diğer devletler özellikle İngilizler Ateşkes Anlaşması’na uymayarak yurdun muhtelif yerlerini işgal ederler. İstanbul İşgal altındadır. İstanbul’daki vatansever subaylar sürekli itilaf devletleri tarafından kontrol edilip gözaltında tutulmaya çalışılmaktadır. Mustafa Kemal’in hem Akaretlerde annesinin oturduğu evde hem de şimdi müze olarak hizmet veren Şişli’deki kurtuluş planını hazırladığı evde birkaç defa işgal kuvvetleri tarafından taciz edilmiştir.

İşgal sırasında,-biz buna Mütareke Dönemi diyoruz. Özellikle Beyoğlu tarafında azınlıkların Müslüman Türk halkını eziyet edip, Türk kimliğini ı horlayıp aşağıladıkları acılı yıllardır.

Mütareke İstanbul’unda halk çaresiz, Padişah ve onun sadrazamı Damat Ferit ne yapacağını bilememekte ve kaderini İngilizlerin inisiyatifine bırakmış bir hâlde idiler. Böyle çıkmaz bir ortamda bir elin peş parmağı kadar sayılan komutanlar ki bunlar başta Mustafa Kemal. Rauf Bey, Ali Fuat, Kâzim Karabekir, İsmet Bey ve Refet Bey gibi vatansever Türk subayları, Şişli’deki evde zaman zaman toplanarak Anadolu’ya geçmenin yollarını arayıp, yurdu düşmanlardan kurtarmayı hedefliyorlardı.

Bir defasında İsmet Bey’e Mustafa Kemal Anadolu’ ya nasıl gidilir? Diye sorar. O da “gitmek isteyene yollar çok yanıtını” verir ve ilave eder “Kararınızı verdiniz mi” diye sorar.

Anadolu’ya gitmenin bir yolu bulunmuştur. Genelkurmay’daki ve Bakanlıklardaki yakınları Mustafa Kemal’in Anadolu’ya gidiş yolunu açarlar. Şüphesiz bunda Ali Fuat Paşa’nın babası İsmail Paşa’nın da katkıları büyüktür.

1919 yılının ilk aylarında ülke genelinde azınlıkların olduğu her yerde asayiş bozulmuş, Trabzon ve çevresindeki Pontus Rumları işgali fırsat bilerek Türklere saldırıyor, o yörede bir Pontus Rum Devleti kurma çabasında idiler. Hedeflerini gerçekleştirmek için Karadeniz’de bulunan Yunan ve İngiliz savaş gemilerinden cesaret alıyorlardı.

Trabzon ve çevresinde Anadolu halkı ile Pontus Rumları arasında ciddi bir çatışma ve kargaşa vardı. İngilizler Samsun, Trabzon havalisindeki Pontus Rumlarına Türklerin eziyet ettiğini ileri sürüyor ve bunların sonlandırılmasını Damat Ferit Paşa hükümetinden ısrarla istiyorlardı. Siz Rumlara karşı yapılan bu saldırıyı önlemezseniz biz önleriz baskısını sürdürürken, orada yerinde inceleme yapma ve olayları önleme amacı ile bir çare düşünürlerken Dahiliye Vekili Mehmet Ali Bey’in girişimi ile Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya Mustafa Kemal’i öneriyor.

Dahiliye Nazıır Mehmet Ali Bey’e Mustafa Kemal tanıştırılmış, Çanakkale’de gösterdiği kahramanlıklar hatırlatılmış olmakla beraber o İttihatçı değil mi diye karşı gelir. M. Kemali tavsiye edenler, onun Enver Paşa ile arasının açık olduğunu söylerler, O da evet ben de duymuştum, Enver Paşa ile aralarının açık olduğunu diyerek ikna olur.

Harbiye Nazırı Şakir Paşa, Mustafa Kemal’e vazifesini tebliğ ederken, bu iş için Sadrazam ile mutabık kaldıklarını söyler. Mustafa Kemal 9. Ordu müfettişi olarak, Anadolu’ya gidecektir.

Gidecek ama nasıl bir görevle gidecek yetkileri ne olacak?

Musutafa Kemal, görev tanımını Genel Kurmay 2. Başkanı Kazim İnanç ile birlikte yaparlar. Mustafa Kemal’in Kazim İnanç’a söylediği şudur: Görev tanımına ne yazarlarsa yazsınlar hiç önemli değil ama şu iki hususu mutlaka görev kapsamı içine alınız onlar bana yeter der:

Birinci madde, Samsun’dan başlayarak şark vilayetlerindeki kuvvetlerin kumandanı olmalıyım ve bu kuvvetlerini bulunduğu vilayetlerindeki valilerine doğrudan doğruya emir verebilmeliyim.

İkincisi , görev alanı olduğu yerlerde herhangi bir temasta askeri ve idari makamlara bildirimde bulunabileyim.

Kazım Paşa’nın Harbiye Nazırı ile hazırladıkları talimatta bunlar yoktu. Kazım Paşa Mustafa Kemal’i tanır ve söylediklerini harfiyen yazar. Talimatname Nazır’ın imzasına gider, Nazır imza edemez, korkar ama mührünü basar. Yazılanları okumaz bile.

Mustafa Kemal görevlendirme belgesini cebine sıkıca koyar. Harbiye Nezareti’nden ayrılırken “inanılmaz şans” karşısında heyecandan dudaklarını ısırır. Düşman saydığı adamlar, ruhları bile duymadan ona yardımcı olmuştu. İlerde bu durumu şöyle anlatacaktır.

“Kafes açılmış, önünde geniş bir alem var. Kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibiydim diyecektir.

O 16 Mayıs 1919 ‘da ,hareket etmeden önceki son gecesini annesi ve kız kardeşi ile birlikte Akaretlerdeki evde geçirir. Onlara nereye gideceğini söylemez.

Samsun yolculuğuna çıkmadan önce imparatorluğun başkenti İstanbul işgal altında olduğu için, İngiliz vizesi ile yola çıkarlar.

Bandırma vapuru ile Karadeniz’e açılmadan bir gün önce İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilir. İzmir’in işgali bütün yurtta büyük infial yaratır.

Gazeteci Osman Nevres bilinen adı ile Hasan Tahsin Yunanlılara ilk kurşun atan kişidir. İzmir’in işgali ve Anadolu halkının tepkisi Mustafa Kemal’in Samsun sonrası kamuoyu oluşturmada, halkı bilinçlendirmede ve kongreler döneminde işini biraz kolaylaştırmıştır. İşte 19 Mayıs, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı, yeni Türk Devleti’nin temelinin atıldığı gündür. Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs Bayramını Türk gençliğine armağan etmiştir.

Kurtuluş savaşı kahramanlarını başta M. Kemal Atatürk olmak üzere er’den mareşale kadar hepsini saygı rahmetle anar, ruhlarının şad olmasını diliyorum.

Gençlik ve Spor Bayramı’nın hepimize kutlu ve mutlu olsun. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

17 Mayıs 2021, Hasan ŞİMŞEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2023 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com