Beşir Çelebi Mecmûatü’l-fevâid / Büyük Şifa Ansiklopedisi Sumak maddesi Paris ve Selanik Nüshası Mükremin Kızılca Çevirisi 72. Varak

Sumak: tamtam da denir, bildiğimiz sumak olup debbağ / deri tabakçısı sumağı derler. İyisi taze ve kızıl olmalıdır, son derece kabızdır, akakya gücündedir, yaprağının pişmişi saçı siyahlaştırır.

Suyunu şırınga etmek iç organlara yararlıdır, kaynamış suyunun buharına oturmak da aynı etkiyi gösterir. Tabiatı ikide soğuk üçte kurudur. Kulağa damlatılsa çirkini önler.

Yaprağını kurutup pişirerek bal kıvamına gelince kullanılsa sabır otu / aloevera etkisi yapar.

Meyvesi de aynı şekildedir. Yemeğe katılsa müzmin ishali olanı kabız yapar. bağırsak yaralarına sarılması tedavi edicidir. Suyla cemreye ve baş tepesine bandajı faydalıdır, balla karılarak bandajı göz kapağı huşunetini önler, rahimden kan akıntısını durdurur. Beyazı basura şifadır, pelit çöpünün kömürüyle ezilip bandaj yapılsa hemoroidi yok eder.

Meyvesinin hoşafını kaynatıp koyulaşınca meyvesinin gördüğünü görür, sumağı ağrıyan dişe konsa hemen ağrıyı giderir. Razi’ye göre sumağı kabız ile içseler ishali keser, rahim akıntısını durdurur, idrarı sürer.

Kırmızı bir yün beze sumağı katıp kan akan azaya koysalar derhal keser. İbn-i Masviye görüşüne göre sumak yeme iştahını artırır, mizacı bağlar, kekremsiliğinden dolayı yenmesi safra ishalini durdurur.

Eğer keklik ve tavuk etiyle yenirse karnı sağlam tutar, mideye ve karına bandajı da aynı tedaviyi sağlar.

Gülsuyunda ıslatıp sürme olarak göze çekilse hararetten naşi derdini halleder. Gözbebeğine güç verir. Kavurup dövülmüşünü yemek içi bağlar, mideye, safraya ve ishale yararlıdır.

İshak görüşüne göre hoşafının suyunu göze çekseler bütün sıkıntılarını bertaraf eder. Kusması durmayan kişi kimyonla suyunu içse derhal durur.

Sumak mideyi debagat eder, susuzluğu, safrayı ve kusmayı önler. Secaha da faydalıdır, santara hastasına uygulasalar rahim akıntısına ve basura yararlıdır.

Şerif görüşüne göre on dirhemini yetmiş dirhem suyla pişirip gücü suya geçinceye kadar kaynattıktan sonra temiz bir bezi ıslatarak bununla göz masaj yapılsa gözdeki uyuzu ve kaşıntıyı giderir. Eğer sade sumağı soğuk suyla iyice hoşaf haline getirip kan akan yere sürülürse kanı keser.

Eğer çiçek hastasının gözüne damlatsalar kızıllaşınca göğse vurup çıban olmaktan uzak tutar. Eğer sumak tozunu gül suyuyla gargara yapılırsa çatlakları giderir, yaprağını toz haline getirip gül suyuyla çocukların karınlarına sarsalar kabız yapar, sumağın yaprağını pişirip suyunu alıp kalınlaşınca kadar kaynattıktan sonra kuzu dili suyu ile halledip sarılırsa yaralara güç verir.

Göze zarar verecek maddelerden korur, habis yaraları iyileştirir, kurutur ve döker. Eğer göbeğe sarılsa veya zeker deliğine damlatılırsa idrar kaçırmayı önler, sumak ciğere zararlıdır zira soğuk tabiatlıdır.

Beşir Çelebi Mecmûatü’l-fevâid / Büyük Şifa Ansiklopedisi Sumak maddesi Paris ve Selanik Nüshası Mükremin Kızılca Çevirisi 72. Varak

 

Mükremin KIZILCA

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Birkaç yıldır bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyordum. Çoğu sosyal medya arkadaşlarımızın Ermenek bahse konu olduğunda bir “ kasaba” olarak nitelendirirken, şehre haksızlık edildiğini düşünerek, onun tarihin derinliklerine inen eski bir kent merkezi olduğunu hep hatırladım ve bu konuda düşüncelerimi yazma gereğini duydum.

1924 yılında çıkan Köy Kanunu’na göre nüfusu 20 bine kadar olan yerler köy olarak isimlendirilmiş olsa da, şimdiki idari yapıda “kasaba” diye bir yönetim birimi yoktur. Yalnız nüfusu 20 binden az olan ve belediye teşkilatı olan ilçe merkezlerine köy kanununa göre “kasaba” denir. Bu yasa hâlâ yürürlüktedir. Türk idari yapısında köy, mahalle, ilçe ve il vardır. Yakın bir zamana kadar köyler ile ilçeler arasında bir idari yapı olan bucak (nahiye )merkezi kaldırılmış, günümüzde ise köyler mahalle statüsüne sokulmuştur.

Nüfusu iki binin üzerinde olan yerleşim merkezlerine belde statüsü verilirken ilçe merkezlerinde nüfus şartı aranmamaktadır. O hâlde küçükten büyüğe doğru sıralarken belde, ilçe belediyesi, il belediyeleri ve büyükşehir belediyeleri diye yerel yönetimlerde bir sıralama yapılabilir. Merkezi yönetimde, köy ya da mahalle, ilçe ve il yönetimleri şeklinde bir sıralama mümkün. Böyle bir girişten sonra merkez nüfusunun 11.441 olan Ermenek bir kasaba mı yoksa bir şehir mi sorusuna cevap arayalım. Tarihin derinliklerine indiğimizde Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Beylik dönemi hatta 1960’lı yıllarına kadar kapalı ekonominin bir merkezi olan Ermenek’te, her ne kadar kırsal özelliğini yaşamış olsa da, yazları bağ bahçe işleri ( bağa göç etmiş olmaları- tarıma dayalı ekonomi )ve hane halkına yeterli tarım ve evcil hayvan besleme gibi etkinlikler olsa da, geçen yüzyıllardan süregelen bir kendi kendine yeterli bir dokuma atölyeleri, günümüzdeki   adı ile tekstil, ayakkabıcılık, bakırcılık, terzilik, dericilik (tabakçılık), marangozluk …gibi alanlarda bir iş bölümü olduğu, esnafların belirli yerlerde kümelendikleri bilinir. Geçen yüz yılda Yukarı ve Aşağı çarşı örneklerinde olduğu gibi.

Romalılar Dönemi’nde, on kentini merkezi (Dekapolis) olması, barındırdığı tarihi kalıntılar ve çevresindeki eski kentlerin uygarlık izlerini taşıyor olması Ermenek’in kadim bir kent olduğunun belgesidir.

Tarihi kalesi, ünlü camileri, medreseleri, çeşmeleri, köprüleri, pazar yerleri ticari alanda çevresine 90 km hâkim olması, diğer bir anlatımla merkez odaklı olması onun bir kasaba değil bir şehir olduğunun en belirgin özellikleridir.

Her şeyden önce 1950- 1960 öncesi kapalı ekonominin egemen olduğu yıllarda yiyecek ve giyecekte kendi kendine yeterli olması, ihtiyaç fazlasını çevresindeki ( giyecek, kap kacak gibi alet ve edavatları) kent ve kasabalara göndermesi, kendine özgü bir mimari yapısı olması, kervan yolları ile Alanya, Anamur, Karaman, Konya gibi merkezlerle bağlantılı olması. Buğday, gaz ve tuz gibi ihtiyaç maddelerinin dışında diğer ihtiyaç maddelerinin üretip merkezi olması Ermenek’in bir kent(şehir) olduğunun başlıca göstergeleridir.

Beylikler Dönemi’nde, Karaman Beyliğinin başlangıçta merkezi olması da tarih içinde çekirdek bir merkez/kent olduğuna tanıklık ediyoruz.

Özetlersek, Romalılardan bu yana olan süreçte halkın  ayakkabıcılık, terzilik, bakırcılık, demircilik, dericilik, dokumacılık gibi alanda yoğunlaşmaları ve geçimlerini bu alanda sağlamış olmaları ve bağ bahçe işlerindeki üretimlerle gıda ihtiyaçlarını sağlamış olmaları bir taraftan toprağa bağlı olsalar da

dönemlerindeki tarım dışı üretimleri ve hizmetleri ile geçimlerini sağlamış olmaları bir kentli olmanın belirgin ölçütlerinden sayılır.

Nüfusu az olsa da, geniş caddeleri, piknik alanları, çağlayan suları, tarihi yapıları, cıvıl cıvıl okulları, dinamik nüfusu, müzesi, yemyeşil doğası ve önündeki vadiyi düzleyen şahane baraj gölü ile Ermenek bugün de Türkiye’de adından söz ettiren bir kenttir.

Şurası bir gerçektir ki,   konumunun tarım ve sanayi alanında gelişime müsait olmaması, nüfus yoğunluğunun ve gelir payının düşüklüğü nedeniyle kültür ve sanat alanında gelişmiş olduğu söylenemese de, çok kıt ve zorlukları yenerek büyük kentlerde okuma mücadelesi ve devletin kilit noktalarında rol almış aydın insanları ve iş adamlarının varlığı Ermeneklinin mücadele gücünü ve örgütlü yapılarda başarılı görev almış olmaları, onların kentli olma vasfının diğer bir özelliğidir.  Yukarıda açıklamaya çalıştığımız nedenlerle Ermenek’in bir kasaba değil kent, halkının da bir kentli olduğunu düşünüyorum.

Günümüzde Ermenek’in şehir plancılığına uygun olarak doğu ve batı yöne doğru büyümesi, geniş caddeleri, küçük de olsa meydanlarının varlığı, eski Ermenek ile yeni Ermenek’in yan yana, iç içe  yaşıyor olması, ihtişamlı kalesi, tarihi yapıları, kasabadan öte tarihi  şehir olduğunun en belirgin özellikleridir, diyebiliriz. 22.01.2023 Hasan ŞİMŞEK

Not: Bu konuda karşıt yorumlar yapan olursa , düşünce gelişir.

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 


 

Ateşe koydum küllü sacı,

Yardım edin haydi bacı,

Keşli börek yapacağım

Yörükten gelecek harcı

 

Karamıklar çiçek açtı,

Kokusunu dağa saçtı,

Geve geve yer develer,

Tutamadım dağa kaçtı.

 

Karamık çorbası sulu,

Devecide Allah kulu,

Bir kâse de ona verdik

Kaldırmaz kaşığı kolu.

 

Şu devenin adı hecin,

Derdi nedir ki şu gencin?

Bayrak dikilmiş obaya,

Başladı düğün sürecin.

 

Barcın’da deve güderim,

Son güz gelince giderim

Çok yüklerimi taşıdın

Sana borcumu öderim.

 

Yününden ip bükerim,

Kıpırdasa tüy ürkerim,

Yok, şimdi deve yününü

Sahilde pamuk ekerim.

 

01.01.2023 Konya

Durmuş Ali Özbek

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 


Binemedim hecine,

Dik duran hörgücüne,

Eşek çeker kervanı

O gidermiş gücüne.

*

Hecin ile tuz gelir,

O sözlerin vız gelir,

Devenin yükü ağır,

Anamur’dan muz gelir.

*

Altıntaş’a giderim

Bir devem var güderim

Çek deveci deveni

Ben obama giderim.

*

Köye geldi develer
Lokmasını geveler.
Yününden kazak ördüm
Deldi durdu güveler.

 

01.01.2023 Konya

Durmuş Ali Özbek

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 


Bugün yine kulağım çınladı

Beni mi andın yoksa?

Kulağım her çınladığında

Sen gelirsin aklıma

Kendi kendime derim ki

“Beni andı

Kulakları çınlasın.”

 

Anmayı, özlemeyi?

Bilmez miyim?

Seni özledim ya

Anlayıver işte

Yanımda olmasan da

Hayalini düşünmez miyim?

 

Seni düşünmeme

Kendime bahane ederim

Seni anınca

Bitiyor kederim

 

23.11.2022 Konya

Durmuş Ali ÖZBEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 


-Yaşanmış Küçük Öykü-

1970 yılıydı. Henüz on yaşındaydım. Babam Konya’dan köyümüze dönüşünde bir gaz ocağı alıp gelmişti. Babam, gaz ocağının gövdesindeki kapağı açıp içine iki buçuk litrelik şişedeki gaz yağından doldurdu. Ocağın pompasından tutarak pompaladı. Kibriti ateşleyip gaz ocağını yaktı. Annem üzerine çaydanlığı koydu önümüzde çay demledi.

“Oh ne rahatlık.” dedi annem.

Babam; “Bak hanım, ne odun yakma, ne kül alma bir derdi var.” dedi. “Ama gaz yağı olmazsa bu da yanmaz.” dedi.

Daha çayı içmeden köy muhtarı Mustafa Yıldırım evimize geldi. Demlenen çaydan ikram ettik. Çay içerken gaz ocağına gözünü dikmişti.

O bakıyordu da ben bakmıyor muydum?

Muhtar, gaz ocağına baktı baktı. "Bunu bana vereceksin Ali Dayı. Parasını hemen vereceğim. Benim evime çok misafir gelir, bu senden çok bana lazım." dedi. 

Kaç liraya aldığını, fiyatı sordu babama. Hemen cebinden parasını çıkardı yere altı.

Gaz ocağını aldı gitti. Bir daha gaz ocağımız olmadı.

O günden sonra annem o rahatlığı belki hep hayal etti. Ama babama neden sattın demedi.

Annem gaz ocağından sonra yine odun ateşinde yemek, mis gibi çaylarını yapmaya devam etti.

15.03.2022

Durmuş Ali ÖZBEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


Deve içten içe sahibine kızıyordu. Yükü taşıyan, hizmeti yapan, çölde yürüyen, çileye katlanan benim. Beni bir eşeğin arkasına bağlamalarına kızıyorum deyince, eşek içten içe kıs kıs gülüyor ve deveye dönüp “Sana öyle bir oyun edeceğim ki şaşırıp kalacaksın!“ diyor. Deve; “Bana sen ne yapabilirsin?” deyince, eşek; “İlerde göreceksin!”  diye cevap veriyor.

Rampa bir yerde, bir dağın yamacında eşek olduğu yere çökünce, kervancı başı elindeki sopayla eşeğin sırtına gelişigüzel vurur ama eşek bir türlü kalkmaz. Bunun üzerine eşeğin yükünü alır deveye yükler. Eşek zar zor kalkar ve yollarına devam ederler. Bir müddet sonra eşek deveye; “Sana öyle bir iş yapacağım ki, şaşırıp kalacaksın’” deyince, deve; ”Yükünü bana verdiler. Daha ne yapabilirsin? “ deyince, eşek; “ Sen göreceksin! “der.

Bir müddet sonra eşek yere birden yatar, sahibi onu sopayla döver, eşek kalkmayınca sırtındaki semeri çıkarır devenin üzerine koyar. Eşeği zorla kaldırırlar.

Yeniden yolculuk başlar. Eşek kıs, kıs güler  “Sana yapacaklarım daha bitmedi. Seni pişman edecek çok güzel bir planım daha var, ona daha çok şaşıracaksın. “ deyince, deve; “Yahu! Yapacak ne kaldı? Elinden gelen kötülüğün tamamını yaptın, söylediğime, söyleyeceğime pişman ettin.“ sözüne karşılık eşek tekrar alaylı bir şekilde güler. “ Esas hazırladığım planı uygulamadım. Şimdi çok daha fazla şaşıracaksın! “ sözüne deve kızar ve; “ Bundan sonra yapacağın ne kaldı ki, bana yapacağın her türlü kötülüğü yaptın .“ deyince, eşek; “ Bak gör öyle bir şey daha yapacağım ki, bir daha benim hakkımda yanlış söz söylemeye tövbe edeceksin.” der. Bir müddet sonra bir dağın yamacında eşek yere çöktü. Kervan sahibi sopayla eşeğe vurdukça vurdu. Fakat o bu sopaya hiç aldırış etmedi. Bunun üzerine eşeği deveye yüklediler.

Deve olanlara kinlendi. Kervan dağ yamacını tırmanırken eşek sağa sola sallanarak, hem gülüyor hem de deveye; “Görüyorsun ki son planım da tuttu.“ Bu sözlere iyice içerleyen deve dişlerini gıcırdatarak; “Bak sana öyle bir iş yaparım ki, yedi sülalene tövbe ettiririm.” demesine aldırış etmeyen eşeğe ceza vermenin vaktinin geldiğine karar verir, tam uçurumun kenarından geçerlerken deve birden silkinir, eşek yıldırım hızıyla kayaların arasından feryat ederek yuvarlanır.  Sonrada sesi kesilir. Böylece eşek, eşekliğinin bedelini ağır öder.

Kesinlikle herkes kendi kazdığı kuyuya bir gün kendisinin düşeceğini bilmelidir. Hiç bir suç cezasız kalmaz.

-ALINTIDIR-

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

İli : KARAMAN

İlçesi : Ermenek

Kaymakam : Hacı Kerim MERAL

Belediye Başkanı: Attila ZORLU

Rakım,ortalama: 1250 m

İle uzaklığı : 156 km

İlçe nüfusu : 27.843

Yüzölçümü :  1645 km

Ermenek,  doğusunda Mersin’in  Mut,  güneyinde Gülnar ve Anamur ilçeleri,  batısında Karaman’ın Sarıveliler, kuzeybatısında Başyayla ilçeleri ile kuzeyinde Karaman merkez köylerinin sınırları ile çevrili 1645 kilometre kare toprağı ve 31 Aralık 2022 kayıtlarına  göre köyleri ile birlikte  27.843 nüfuslu bir ilçedir. Bulunduğu Taşeli Platosu, Türkiye’nin nüfus yönünden en tenha yerlerinden biridir. Yörede kilometre kareye düşen insan sayısı yaklaşık 22 kişi düşerken Ermenek’te  bu sayı 17 kişiye inmektedir. Türkiye ortalaması 102, Karaman il ortalaması ise 28 kişidir.

 Dağlık, ormanlık sarp kayaların bulunduğu bir platoda doğal kayalıklarla çevrili bir kalenin önünde kurulmuş tarihi derinliği olan bir ilçedir.

İlçe topraklarının  tam ortasından Göksu’nun güney kolu olan Ermenek Çayı üzerinde Türkiye’nin 4. Büyük Baraj Gölü olan Ermenek Barajı ve HES’ i vardır.

Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Anadolu Selçukluları, Karaman Beyliği, Osmanlılar ve Cumhuriyet Dönemi’nde süre gelen zengin bir tarihi vardır. Adını, Romalı general  Germancius’tan aldığı rivayet edilir. Germancius’a izafeten  önceleri   Germanikopolis,  Ermenak, bilahare Ermenek olmuştur.

Bizans Dönemi’nde Dağlık Kilikya’nın en önemli merkezidir. Dekapolis’in başkenti Germanikupolis’tiir. Kendisi bir Taşeil çocuğu olan İmparator Zenon ( Elmayurdu/ Büyükkarapınar ) zamanında başkent Dekapolis ve diğer kentler, Titiupolis, Domitopolis, Zenonopolis, Neapolis, Lassasis Eirenupolis Diokaisareia, Daliasndos, Klaudipolis, …  gibi kentler  ve yolları büyük imar görmüştür. ( 1 )

Taşeli Yöresi ( Ermenek- Sarıveliler -Başyayla ), tarih boyunca deniz tarafından gelen korsanlara ve Ova’dan gelen tehlikeler karşı insanların doğal bir sığınak alanı olmuştur.

Yöre insanının karakterine, zamanla zor coğrafi şartlar ve beşeri münasebetler damgasını vurmuş,   denizden ve kuzeyden (ovadan ) gelen düşman saldırılarına karşı kendini koruma güdüsü geliştirerek, buyruk altında yaşamasını sevmeyen, müstakil yaşamaya alışmış, kavgacı, itaatsiz,  idaresi zor olan insan yapısı ortaya çıkmıştır. ( 2) Taşeli Yöresi’nin büyük bir kısmını kapsayan İzavriya ( İsauria )halkı Hristiyanlığın ilk yıllarında da bu yöreyi sığınak olarak kullanmıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin büyük hükümdarı  Sultan II. Kılıç Arslan zamanında Çukurova Ermenileri ile savaşılarak Sınırlar Silifke’ye kadar genişletirler ( 1178 ).  II. Kılıç Arslan  zamanında Türkistan’dan gelen yüz binlerce Türk göçmeni Anadolu’ya yerleştirilir..

Oğuzların Afşar boyundan olan Karamanoğulları Anadolu Selçuklu  Sultanı I. Alaeddin Keykubâd tarafından Ermenek ve Çevresi’ne yerleştirildiğinde ( 1228 ) Karaman oymağının başında bulunan Nûre Sûfî  Taşeli Yöresi Hristiyanları ile savaşarak topraklarını genişletti. Ölümünden sonra beyliğin başına Kerimüddin Karaman geçti ( 1256 ). Beylik bu tarihte kuruldu. Karaman Bey’in ölümünden sonra yerine oğlu Şemseddin Mehmet geçti. Her yıl Selçuklulara verdiği vergiyi kesti. Zamanla Selçuklulara ve  Moğollara karşı mücadele etti. Konya’yı ele geçirdi. Gıyaseddin Siyavuşu hükümdar yaptı. Resmi yazışmaların Türkçe olmasını bir fermanla ilan etti ( 13 Mayıs 1277 ). Mehmet Bey’in buyruğu üzerine 1997’den beri her yıl Ermenek Balkusan’da Türk Dil Bayramı etkinlikleri törenle kutlanır.

XII. ve XIII. Yüz yıllarda Moğol baskıları ve Haçlı Seferleri  Taşeli Yönesi’nde yaşayan Hristiyanları ve iç kesimlerde yaşayan Türkleri de olumsuz olarak  etkilemiştir. Yöre halkının yaşam şartlarını güçleştirmiştir.

Anadolu Selçukluların zayıflaması ile Anadolu Türk Birliğini kurmak için mücadele eden Karaman ve Osmanlı Beyliği arasındaki mücadelede Osmanlı Beyliği Fatih Dönemi’nde Rum Ahmet Paşa ve sonra Gedik  Ahmet Paşa tarafından gönderilen kuvvetler karşısında  Karaman Beylerinden  olan Pir Ahmet Mennan  Kalesi’ne sığınmış, orda savaşırken öldüğü  ya da öldürüldüğü sanılmaktadır ( 1472 ). Son Karaman Beyi Kasım Bey’in  1483 yılında ölmesi ile Beylik tamamen Osmanlı egemenliğine girmiştir.

Karaman Beyliği Dönemi’nde Ermenek ve çevresinde, toplumsal ihtiyaçları karşılayan  çok sayıda cami, mescit, medrese, zaviye, hamam,  köprü, çeşme yapılmış,   kurumları yaşatmak  ve süreklilik kazandırmak için çok sayıda vakıflar kurulmuştur.

Ermenek 1530’lu yıllarda Karaman Eyaleti’ne bağlı İÇ-İL ‘in sancak merkezidir. 1864 yılında ülke yönetiminde yeni bir takım düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeye göre taşra yönetim birimleri  vilayet, liva (sancak ), kaza, köy diye birimlere ayrıldı.1871’de köy ile kaza arasına nahiye yeni bir yönetim birimi olarak girdi.  Nahiyelerin statüleri sona erinceye kadar KazancıTepebaşı ve Göktepe Ermenek ilçesinin nahiyeleri olarak işlevini sürdürdü.

1845 yılında İçel Sancak merkezi olmuştur. 1871 yılında sancak merkezi Silifke’ye taşınmış. Ermenek 1910-1915 yıllarında Konya iline bağlanmış, 1915’te tekrar İçel Sancak merkezine, 1919 yılında da ise tekrar Konya iline bağlanmıştır. Ermenek ilçesi, 1989 yılında Karaman il olması ile Karaman’a bağlı bir ilçe hâline gelirken Ermenek’e bağlı Başyayla ve Sarıveliler belediye merkezleri de ilçe statüsüne getirilmiştir

Kurtuluş Savaşı Dönemi’nde 1920’de çıkan isyanlardan bir tanesi de  Bozkır Delibaş isyanıdır. Aslan Mehmet adındaki eşkıyanın Ermenek köylerindeki uzantıları  Ermenek’i basmışlar ve şehir halkına özellikle varlıklı kesime dehşet saçan korkular yaşatmışlardır. Şehrin akıllı yöneticileri şehri basmadan isyancıları bir Nasihat Heyeti göndererek Dindebol (Katranılı) yakınlarında oyalamışlar ve onlarla anlaşma yoluna gitmişlerdir. Bu anlaşma sürecinde Konya telgraf hattı kesildiğinden  Silifke’ye jandarma güçlerine haber verilmiş ve Ermenek kentinde ciddi anlamda çatışma yaşanırken isyancılar tepelenmiş ve başı Ermenek Hükûmet Konağı  önünde Ankara’nın talimatı doğrultusunda idam edilmiştir.

15.09.1934 yılında Belediye Başkanı Hami Koçaş’ın önderliğinde, Ermenek’e HES kurulmuş ve Türkiye’nin Tarsus ve Akşehir’den sonra elektriğe kavuşan üçüncü ilçesi olmuştur.

Geçen yüz yılın başında hayvancılık ve hayvan ürünleri ve el sanatları ve rençperlikle geçimini sağlayan Ermenek halkı, günümüzde,  çok küçük çapta meyvecilik (elma, kiraz, ceviz ) , sebzecilik, ticaret, nakliye, madencilik, çok az sayıda küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı gibi alanlarda faaliyet göstermektedir.

Ermenek’te küçük ölçekte çalışan iki tane özgün helva üretme atelyesi, iki adet zeytinyağı ve bir adet de meyve kurutma fabrikası vardır.

Son yıllarda otelleriyle ve baraj gölü ile de ünlenen Ermenek, turizm bakımından gezilip görülmek istenen yerler arasına girdiği söylenebilir. 

 

Ermenek ilçesinin köyleri, eski adları ile birlikte verilmiştir:

Günümüzde Ermenek ilçesine bağlı  merkez hariç iki belde Güneyyurt ve Kazancı beldeleri ile birlikte (26 ) köyü vardır: Ağaççatı (Çimene), Ardıçkaya (Nadire ), Aşağı Çağlar ( Aşağı İzvit ), Balkusan , Boyalık, Çamlıca (Muğallar ), Çavuş,  Elmayurdu (İznebol ), Esikce, Evsin (İmsi ), Gökçekent ( Akmanastır ), Gökçeseki, Görmeli (Üçbölük ), İkizçınar  (İerenepolis ), Katranlı (Dindebol ), Kayaönü ( Ezvendi ), Olukpınar (Kopukoluk ) , Pamuklu ( Cenne ), Pınarönü (Eresiller ),Sarıvadi,  Tepebaşı (Halimiye ),Yalındal ( Arnava ), Yaylapazarı ( Zeyve ), Yerbağ ( Güzve ), Yeşilköy (Gürmün ) ve Yukarı Çağlar (Yukarı İzvit). Çatalbadem Kazancı’nın bir mahallesi olmuş ve köy sayısı 26’ya inmiştir. 21.01.22023

 

*Şimşek, Hasan , Köyüm Büyükkarapınar,287

** a.g.e.s.286

NOT: Dip not olarak verdiğimi kitabı 2008-2010 yılları arasında yazdım 452 sayfadır. Ermenek’teki bütün kuramlarda ve okullarda vardır. İsmen kaynak olarak kullanmaları için ücretsiz olarak gönderilmiştir.  Ağırlık Büyük Karapınar olmakla birlikte Taşeli coğrafyası,  tarihi ve kültürü de çok geniş olarak yakından uzağa doğru her yönü ile işlenmiştir.

Hasan ŞİMŞEK

Em. Öğretmen, Yayıncı-Yazar

Halkla ilişkiler Uzmanı

 simsek1945@yahoo.com,

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.


 

Erken gelsin bu yıl telli turnalar,

Peşin sıra uçsun beyaz sunalar,

Hasreti göstersin artık aynalar,

Aklımda kalmasın o eski günler.

 

Yaylamıza bahar geldi göçelim,

Gidecek erzakı hemen seçelim,

Sorkun’a varınca bir su içelim,

Aklımda kalmasın o eski günler.

 

Yaylamıza nasip olup bir ersem,

Obamıza yine kıl çulu sersem,

Keçilere tuzu taşında versem,

Aklımda kalmasın o eski günler.

 

Koyaklarda fığla olup eseyim,

Avcı görmüş göcen gibi pusayım,

Tarlayı sürmeden diken keseyim,

Aklımda kalmasın o eski günler.

 

Çaldan odunumu gidip getirsem,

Dar yollardan katı-rımı geçirsem,

Kış boyunca yaka-cağı yetirsem,

Aklımda kalmasın o eski günler.

 

Diyeceğim şudur; yaylacı özüm,

Riyasızdır mevzum hem de her sözüm,

Yaylamıza gidip görmek tek çözüm,

Aklımda kalmasın o eski günler.

 

Özbekoğlu çeker yayla hasreti,

Sevdanın insana budur kudreti,

Sevgi satılmaz ki yoktur ücreti

Aklımda kalmasın o eski günler

 

25.02.2022

Durmuş Ali ÖZBEK

 

Sorkun: Ermenek-Yukarı Çağlar yaylasında bir mevkii

Fığla: Sert esen rüzgar

Göcen: Tavşan yavrusu

Çal: Ormanlık alan

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 


Başımda bir ateş umudum üşür,

Uslanıp dinmiyor gönül ayazım.

Gel yürek ağrımı şu benden düşür,

Uslanıp dinmiyor gönül ayazım.

 

Yar eliyle yandım bir volkan oldum,

Uçuruma düştüm bir sarkan oldum,

Rotasız tekneye bir yelken oldum,

Uslanıp dinmiyor gönül ayazım.

 

Bilmem ki nereye gider bu yollar?

Yürürken yorulur elbette kullar,

Bu sevda sürükler hep beni sollar,

Uslanıp dinmiyor gönül ayazım.

 

Hasreti pazarda dara çekseler,

Cümle âlem güzel olmuş deseler,

Pay edip dağılsa tümden hisseler,

Uslanıp dinmiyor gönül ayazım.

 

Özbekoğlu sen de düştün bir dara,

Açılmış içinde kurşunsuz yara,

İnsanı düşürür sönmez bir hara,

Uslanıp dinmiyor gönül ayazım.

 

19.01.2023 Konya

Durmuş Ali ÖZBEK

Yayınlandığı yerler:

https://medyaermenek.blogspot.com/

https://www.edebiyatdefteri.com/siir/1470210/gonul-ayazim.html

https://blog.edebiyatdefteri.com/dali1/siir/1470210-gonul-ayazim/

https://www.edebiyatevi.com/yazi/269374_gonul-ayazim.html

https://1000kitap.com/gonderi/193371733?oku=1

 

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

KISA ÖYKÜ

Sigara izmaritini yere attı.
"O izmariti kim alacak yerden?" diye sordum.
Hiç tereddüt etmeden;
"Ben alacağım!" dedi.
Gitti aldı, çöp kutusuna attı, sonra gülerek başı ile selamladı ve yoluna devam etti...

Ramazan GÖKTAŞ

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.

 

Yeşiller bürürken bizim dağları,

Hasretiyle erir akar yüreğim.

Gülleri açarken bahçe bağları,

Hasretiyle erir akar yüreğim.

 

Gurbet eller bağlar varamam sana,

Her bir mesajında derin bir mana,

Sitemin bir ateş dokunur cana,

Hasretiyle erir akar yüreğim.

 

Başı dumanlıdır dağlar aşılmaz,

Pusudadır kurtlar hiç de şaşılmaz,

Takatim yok dizde zorla koşulmaz,

Hasretiyle erir akar yüreğim.

 

Eser acı rüzgâr, eser bağrıma,

Hiç de ses çıkmıyor benim çağrıma,

Tabip merhem bulmaz yürek ağrıma,

Hasretiyle erir akar yüreğim.

 

Özbekoğlu gönül dostu arzular,

Kurda kurban edil-mesin kuzular,

Kalbimi kırmasın yoktan mevzular,

Hasretiyle erir akar yüreğim.

 

21.12.2022 Konya

Durmuş Ali ÖZBEK

Medya Ermenek Taşeli Edebiyat Güncesi yayınlanan makalelerin içeriği hakkında mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu makalesi yayınlanan yazara aittir.Yayınlanan makale karşılığında yazarlara telif ücreti ödenmez. Yazarlar bunu peşinen kabul etmiş sayılırlar.
sanalbasin.com üyesidir
Düzenleme | Copyright © 2013-2023 | MedER |Medya Ermenek
BİZE ULAŞIN
ghs.google.com
ghs.google.com