“Oyuklu dediğimizde pek bilen olmaz. Bizim
taraflardan, Eğrice'den, Eşeri'den Oyuklu'ya gidenler, "Macar'a
gideriz" derler. Oyuklu Yaylası deyince de ilk akla Rahmi Yıldırım hocam
gelir. Oyuklu'yu en güzel o anlatır:
"Orta Toroslar Taşeli bölgesi Akçalı dağlarında
bulunan OYUKLU Yaylamızın bazı tepelerinden 1955’lerde Ermenek kazasının
ışıklarını görürdük.
Ermenekli satıcılar gatırları ile yaylaları
gezerler mallarını satarlardı. Yaylalarda ihtiyacımız olan malları
getirirlerdi. Çalışkan ve azimli insanlardı. Zamanında birçoğu aile dostumuzdu.
Durmuş Ali Özbek beyin (Torosların Yukarısı
Ermenek) bu güzel kitabını okurken yıllar öncesi yaylaları hatırladım.
1950’lerde yaylalarda soğuk havaların gitmesi
için çocuklar grup halinde ‘Yelli Yelemeç’ oyunu oynardık. Oyunda geçen
tekerlemenin biri şöyleydi:
‘Yelli yelemeç
Undan bulamaç
Yelini al
Ermeneğe sal’ derdik.
Ermenekli satıcı Oyuklu yaylasına gelir sekiye tezgâhını açardı.
Gatırını bağlardı. Çocuklar ve yaylacılar etrafına toplanır, hoş beşten sonra
fiyatlar yaylada sözü dinlenen birkaç kişi ile satıcı arasında yapılan
pazarlıkla belirlenirdi. Fiyatta anlaşma olur ise satış başlardı.
Çocuklar en çok Taktak helvayı severlerdi. Bu helva bir çuvalın içinde
olurdu. Keserle helvayı keser ağaçtan yapılmış terazisinde okka olarak
tartardı."
Rahmi öğretmenimiz
Ermeneklilerle ilgili paylaşımlarına devam eder. Bir başka paylaşımında da
şunları dile getirmiştir:
ERMENEK BİR ÇERÇİCİ HİKÂYESİ
Bu hikâye ise 1930’larda yaşayıp,
1950’lerde bizlere anlatan büyüklerimizden dinlerdik.
1930’yıllarda bir bahar mevsim. Ermenekli
çerçiler katırları ile köy köy, yayla yayla gezip satış yaparlardı. O
tarihlerde yollar ıssız ve tehlikelidir. Ermenekli bir çerçi mallarını katıra
yükler korkarak yollara düşer. Bir akşamüstü yolu ormanlık bir vadiden
geçmektedir. Çerçi ormanda ‘Üüüü’ diye korkutucu bir ses duyar. Çerçi korkar.
-Ağam ben garip bir çerçiyim. Şu
katırdaki malları köylere satmaya gidiyorum. Kesemde hiç para yok. Yol ver de
geçeyim, der.
‘Üüüü’
Yırtı (kumaş) mallarımı
koyayım mı?
‘Üüüü’
İğne, toka, tarak,
krem sandığını da koyayım mı?
‘Üüüü’
Tak tak helva çuvalını
da koyayım mı?
‘Üüüü’
Gatırı da koyayım mı?
‘Üüüü’
‘Bu adam benim canımı
da alacak.’ Diyerek katırı da orada koyarak kaçar.
Çerçi, ileride bir
taşın arkasına saklanır. Saklanır amma tir tir titremektedir. Biraz sonra aynı
sesi daha duyar.
‘Üüüü’
Ödü b.kuna karışır.
İlerden bir sesin geldiğini fark eder. Başından aşağıya kaynar sular dökülür, iyice korkar, çıt daha çıkarmadan
beklerken gelmekte olan ses yaklaşınca katırının ayak sesi olduğunu anlar. Korkusu
biraz yatışır. Katır gelir sahibinin yanında durur. Çerçi katırının yularından
tutar, korka korka yoluna devam eder.
İlerde bir köye varır.
Köy odasına yerleşir. Köy odasına gelen köylülere yaşadığı durumu anlatır.
Köylüler durumu
anlamışlardır. Gülerler.
Köylüler; ‘o eşkıya
değil, buralarda ormanlarda yaşayan, geceleri korkutucu bir sesle öten yırtıcı
Üğü (puhu) kuşu. Üğü kuşu, kartal büyüklüğünde alıcı bir kuş olup, sarıya yakın
kahverengi renklidir. Geceleri ürkütücü bir sesle öter. Gündüzleri gözleri pek
görmez.’ derler.”
Rahmi Öğretmenimizin
anlattığı bu hikâyede geçen “Tak Tak Helva” ise Ermenek’in geçmişten ulaşan
parçalar halinde kırılarak ağızda emilmek suretiyle yenen yöresel bir
lezzettir. Geçmişte çocukların en sevdiği bir lezzet iken günümüz çocukları ise
alınan bir şekerleme veya çikolata türünün markasına bakmadan, istediği marka
olmayınca yemedikleri bir zaman dilimi içindeyiz. O geçmişi yaşayan insanlardan
biri olarak ben de bildiğim, tattığım “Tak Tak Helva”yı şöyle dile getirdim:
TAKTAK HELVA
*
Topi top yoktu
elimizde
Bir garipti
çocukluğumuz
Taktak helva var
dilimizde
Hoş bir
tattı çocukluğumuz
*
Babam verse on beş
kuruş
Bir çalım, Karun gibi
duruş
Berduş bakış ve topuk
vuruş
Bir
taklitti çocukluğumuz
*
Tatmadım başka böyle
bir tat
Gelsin isterdik
helvacı zat
On beş kuruşa bir
lokma sat
Kanardı hep
çocukluğumuz
*
Çerçici taktak helva
satar
Yersen ağızda lezzet
artar
Bir gıdım alan çalım
satar
Unutulmaz
çocukluğumuz
*
Özbekoğlu der, geçti
zaman
Bilmezdin; el mi, bey
mi yaman
Bir hayaldi belki de
güman
Geçip gitti
çocukluğumuz
*
Geçmişi unutmamak dileğiyle, ağız
tadınız bozulmasın.
*
08.01.2022
Durmuş Ali ÖZBEK
Sosyal Medyadan Yorumlar






















































.gif)
Hiç yorum yok:
Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.