YUNUS’UN DİLİ
Yunus’un şiirleri incelendiğinde duru bir Türkçe olduğu görülür. Ama bazı şiirlerinde İran, Hint ve Yunan mitolojilerinden gelen terimlere, din yoluyla giren bir çok yabancı sözcüklere de rastlanır. Bu da, Yunus’un yüksek kültür ve bilgi birikiminin bir göstergesidir. Yabancı sözcüklerle ya da bazı terimlerle süslenen söyleyişlerinde de doğaldır ve halka yakındır. Yabancı dil ögelerini, yerli yerinde kullanmış olduğundan yadırganmamıştır.
Yunus bilgilidir, usta bir sanatçıdır. Sözün değerini bilir, şiirin nasıl söyleneceğini nağme gibi işler. Bir derviş olarak, insanlık anlayışının en yüce noktasına erişmiştir. Bununla birlikte dünyadan kopmaz. Dünya, güzellikleri, dağları ve ovaları, bitki ve hayvanlarıyla O’nu hep çekmiştir. Yunus’un şiir ve ilahilerini içine alan “Yunus Divanı”ve “Risalet-ün Nushiyye” adlı eserleri bize ulaşabilmiştir.
VARLIĞIN BİRLİĞİ
Yunus, insanın ervah (ruh) olarak evren kurulmadan önce Tanrı ile beraber olduğunu belirtir:
“Bu cihana gelmeden sultan-ı cihanda idim
Sözü gerçek hükmü revan ol hükm-i sultanda idim
Halayık bunda gelmeden gökler melaik dolmadan
Bu mülke bünyad olmadan mülkü yaradanda idim”
Yunus yere, göğe sığmayan Tanrıyı insanda bulur:
“Bu tılsımı bağlayan, cümle dilden söyleyen
Yere göğe sığmayan, girmiş bu can içinde
Baştan ayağa derin Hak’tır seni tutmuş
Hak’tan ayrı ne vardır, kalma güman içinde "
Yunus artık tasavvufun sırrını açıklamaktan çekinmez olur:
“Tanrı kadim, kul kadim, ayrılmadım bir adım
Gör kul kim, Tanrı kimdir, anla ey sahib-kabul”
YARATILIŞ FELSEFESİ
Yunus Emre 13. Yüzyılda kainatın yaratılışını dört kıtayla özetlemiş bir bilgedir.
Yer gök yaratılmadan / Hak Bir gevher eyledi
Nazar kıldı gevhere / Sığmadı devr eyledi
Gevherden buğ çıkardı / Ol buğdan gök yarattı
Gökyüzünün bezeğin / Çok ilduzlar eyledi
Göğe eyitti dön dedi / Ay ü gün yürsün dedi
Suyu muallak dutup / Üstünü yer eyledi
Yer çalkandı durmadı / Bir dem karar kılmadı /
Yüce yüce dağları / Hak çöksiler eyledi
Astrofizikçilerin 20. Yüzyıldaki Big Beng Teorisi’ne ne kadar benziyor, değil mi?
Yunus, tevekkülcü anlayışa karşı çıkar. O’nda yaşamın coşkusu ve sevinci görülür. O’na göre insan, sürekli bir değişim içindedir ve buna yeniden doğma denilmektedir. Ölmek de bir bakıma yeniden doğmaktır. Ölmek ve böylece sonsuzda yaşamak “mukadder” olduğuna göre, yaşadığı sürece faydalı işler yapmak, yapıtlar bırakmak gerekir.



















































.jpg)




.gif)
Hiç yorum yok:
Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.