HALİKARNASSOS MASALI, 175 sayfa
KENT KİTAP
BİR ŞEHİR YA DA ANTİK ÇAĞ MASALI
“Aynı suların kıyısında yaşamış iki farklı
medeniyet buluşabilir bir gün aynı noktada. Ya da zamanın bir ucundan diğer
ucuna mektuplaşmak mümkündür mesela. Aynı dili konuşmaları mı gerek illa?
Aralarından beş yüz sene geçmiş bile olsa, bir kağıt gemi vasıtasıyla iki
kişinin yolları kesişebilir pekala.”
Fantastik roman okuyucularının
merakla beklediği Şebnem Pişkin’in on ikinci romanı Halikarnassos Masalı, Bodrum’un geçmişi ve bugünü arasında geçen
örgüde değişen zamana rağmen değişmeyen “insan” faktörünü irdeliyor. Kent
Kitap’tan çıkan Halikarnassos Masalı, yazarın tüm eserlerinde olduğu gibi insanın
kim olduğunu ve hayattaki amacını sorgulayarak bireysel farkındalığı
uyandırmayı amaçlıyor.
“Ressam renklerle, müzisyen notalarla, yazar harflerle anlatır tecrübe
ettikleri hayatı. Kağıttan gemilerin kaptanıdır yazar, dalgaları aşar gibi aşar çağları ve zamanları. 2500 sene
önce, 2500 sene sonra. Adı değişir şehrin Bodrum’dan Halikarnassos’a ama
değişmez gökyüzünün ve denizin rengi, hep aynı mavilikte kalır mesela.”
Romanın çok katmanlı yapısı
içinde bir kadın yazarın gözünden yazarlık, değişen toplum dinamikleri, içsel
buhranlar, kadın-erkek ilişkileri ve iletişim çağında yaşanan iletişimsizlik
mercek altına yatırılıyor.
“Roman tekniği arama, sevgili okuyucu,
bu kitapta. Bir masal dinlermiş gibi dinle, özgür bırak hayal gücünü. İnanmakta
zorlanırsan şayet, masal deyip
geçiştir. Aklının dikenli tellerine takılma.
Bir tabloya bakar gibi bak bu
satırlara. Kırmızıya boyanmış bir güneş, mora çalan bir gökyüzü varsa tabloda,
kızabilir misin hiç renklerle dilediği gibi oynadı diye ressama?”
“Ya da güzel bir melodi dinler gibi
dinle bu masalı. Tüm tuşlara aynı anda bastı diye öfkelenmediğin gibi
müzisyene, zaman algınla oynuyor diye kızma
yazara.”
Ve böyle başlar masal:
Mavi suların kıyısında durdu yazar.
Elindeki mektubu ortadan ikiye katladı önce, sonra katladığı kağıdı küçük bir
üçgene, ardından da düzgün bir kareye dönüştürdü. Kat yerlerinden açtığında,
küçük ve şirin bir gemi duruyordu şimdi avucunun içinde.
Ege’nin mavi sularına bıraktı kağıt gemiyi. Usulca yüzdü gemi bir
süre.
Sonra birdenbire ortaya çıkıveren bir girdabın halkalarına kapılıp
çılgınca başladı dönmeye. Döndü, döndü, döndü.
Bir anda ortadan kayboluverdi.
Çağlar ve zamanlar aştı dalgaları aşar gibi. 2500 sene öncesine,
Kraliçe 2. Artemis’in zamanına doğru yelken açıp gitti.
Ve sonra,
bir gece
Adonis’in uykuya daldığı
Halikarnasos sahilinde vurdu kıyıya.
Dedim ya sevgili okuyucu!
Masal bu…
Yazar Hakkında
Tasavvuf bilgisini fantastik
kurguyla birleştirerek yazan Şebnem Pişkin’in biyografik roman türündeki Sevgili Abdülhamit Han (2011) ve Mevlana-Şems ilişkisini
irdelediği Celaleddin (2012)
isimli romanları beğeni topladı. 2011’de yayımlanan Efsun adlı romanında tasavvuftaki en ağır konulardan biri
olan “harfler âlemi” konusunu işledi. İsrafil’in
Aynası (2009), Kırklar Diyarı
(2010) ve Gece Taşı (2013)
adlı romanlarında metafizik konuları fantastik kurgu içinde okuyucuya sunan
yazarın 2015 senesinde yayımlanan anı/hatıra/mektup türündeki kitabı Mehmed’e Gönderilmeyen Mektuplar, Aşk’ın
beşeri ve ilahi boyutunu tasavvuf zemini
üzerinden okuyucuya aktarıyor.
Yılın yarısı İstanbul’da
ve diğer yarısı ise Bodrum’da ikamet eden yazarın yayımlanmış tüm eserleri şöyledir:
Bir (2006)
Tuğra (2008)
İsrafil’in Aynası (2009)
Kırklar Diyarı (2010)
Efsun (2011)
Sevgili Abdülhamit Han
(2011)
Celâleddin (2012)
Gece Taşı (2013)
Avucumda Açan Us Çiçekleri
(2014) (Şiir)
Mehmed’e Gönderilmeyen
Mektuplar (2015)
Kayıp Mona Lisa (2016)
Kudüs Kırmızısı ( 2016)
























































.gif)
Hiç yorum yok:
Yorum Kuralları
Yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret, küfür, aşağılayıcı, küçük düşürücü, pornografik,
ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici,
yorumların her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluğu yorumcuya aittir.
İsimsiz yazılan yorumlar bir saat içinde sistem tarafından otomatik olarak silinir.